Anayasa Mahkemesi'nin Nevriye Kuruç kararında, AİHM'in makul süre ihlallerine ilişkin yaklaşımına değinilirken, 'İkincillik İlkesi'nin (subsidiarity) önemi nasıl vurgulanmıştır? Etkili bir iç hukuk yolunun varlığı, bu ilke açısından neden kritiktir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315139

Nevriye Kuruç kararında AYM (§ 85-87), AİHM içtihatlarıyla paralel olarak, bireysel başvuru sisteminin temelini oluşturan 'ikincillik ilkesi'nin önemini vurgulamıştır. Bu ilke, temel hak ve özgürlüklerin korunması sorumluluğunun öncelikle ulusal makamlara (idare ve mahkemeler) ait olduğunu ifade eder. Anayasa Mahkemesi veya AİHM gibi uluslararası/anayasal yargı organları, bu birincil koruma mekanizmalarının yetersiz kalması durumunda devreye giren 'ikincil' denetim mercileridir. Etkili bir iç hukuk yolunun varlığı, bu ilke açısından şu nedenlerle kritiktir: 1. Sorunun Kaynağında Çözülmesi: Etkili bir iç hukuk yolu, hak ihlali iddiasının ilk elden, yani olayın meydana geldiği ulusal hukuk sistemi içinde çözülmesine olanak tanır. Bu, hem daha hızlı ve daha etkili bir çözüm sunar hem de sorunun uluslararası bir yargı merciine taşınmasını engeller. 2. AYM/AİHM'in Rolünü Korumak: Eğer her türlü hak ihlali iddiası doğrudan AYM veya AİHM'e gelirse, bu mahkemeler birer 'dördüncü derece' mahkeme gibi çalışmak zorunda kalır. Bu durum, onların iş yükünü aşırı artırır, sistemlerini tıkar ve anayasal/uluslararası denetim yapma şeklindeki asıl rollerini yerine getirmelerini engeller. İkincillik ilkesi, bu mahkemelerin rolünü, temel hak ve özgürlüklerin yorumlanması ve en ağır ihlallerin denetlenmesi gibi asli görevlerine odaklanmalarını sağlayacak şekilde korur. 3. Başvuru Yollarının Tüketilmesi Kuralını Anlamlı Kılmak: Anayasa m. 148/3 ve AİHS m. 35/1'de yer alan 'başvuru yollarının tüketilmiş olması' şartı, ancak tüketilecek 'etkili' yollar varsa bir anlam ifade eder. Eğer bir hak ihlaline karşı gidilebilecek etkili bir yol yoksa, bu kural uygulanamaz ve başvurular doğrudan AYM/AİHM'e gelir. Nevriye Kuruç kararında AYM, makul süre ihlalleri için etkili bir yol olmamasının, bu iddiaların ilk elden kendisine gelmesine neden olduğunu ve bunun da 'bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi ile bağdaşmadığını' açıkça belirtmiştir (§ 87).