Bir sanık hakkında hem hırsızlık hem de konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından hüküm kurulurken, mahkeme hırsızlık suçundan temel cezayı alt sınırdan belirlemiş, ancak aynı gerekçeyle konut dokunulmazlığını ihlal suçundan alt sınırdan uzaklaşarak daha ağır bir ceza vermiştir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin E:2015/22083 sayılı kararına göre bu durum neden hukuka aykırıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315138

Bu durum, mahkeme kararının kendi içinde 'çelişki' barındırması nedeniyle hukuka aykırıdır. Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin E:2015/22083, K:2017/10280 sayılı kararında bu çelişki bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. Hukuki sorun şudur: * TCK m. 61'e göre, temel ceza belirlenirken, suçun işleniş biçimi, failin kastı, meydana gelen zararın ağırlığı gibi kriterler bir bütün olarak değerlendirilir. * Hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçları, genellikle aynı olay örgüsü içinde, birbiriyle bağlantılı olarak (biri diğerinin unsuru veya zorunlu sonucu olarak) işlenir. Bu nedenle, temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacak olan 'suçun işleniş biçimi' gibi kriterler her iki suç için de büyük ölçüde aynıdır. * Somut olayda mahkeme, aynı olaya ilişkin ve aynı gerekçelere dayanarak, bir suç için (hırsızlık) alt sınırdan ceza vermeyi yeterli görürken, diğer suç için (konut dokunulmazlığını ihlal) alt sınırdan ceza vermeyi yeterli görmeyip cezayı artırmıştır. Bu, mahkemenin kendi içinde tutarsız bir değerlendirme yaptığını ve kararının gerekçesinin çelişkili olduğunu gösterir. Bir mahkeme kararının gerekçesi, kendi içinde tutarlı, mantıklı ve denetime elverişli olmalıdır. Aynı gerekçeye dayanarak birbiriyle çelişen sonuçlara ulaşılması, kararın gerekçesinin keyfi veya yetersiz olduğu anlamına gelir. Bu durum, gerekçeli karar hakkını (Anayasa m. 141, CMK m. 230) ihlal eder. Yargıtay, bu nedenle 'hükümde çelişkiye neden olunması'nı bir bozma sebebi saymıştır.