Anayasa Mahkemesi, E.2018/137 sayılı kararında, 7145 sayılı Kanun ile 2937 sayılı MİT Kanunu'na eklenen ve MİT mensupları ile ailelerinin kimliklerinin gizlenmesine yönelik düzenlemeyi (m. 30/4) Anayasa'ya aykırı bulmazken, MİT'in operasyonel faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgelerin yayınlanmasını suç sayan düzenlemeyi (m. 30/5) neden iptal etmiştir?
Anayasa Mahkemesi bu iki fıkrayı farklı anayasal ilkelere göre değerlendirmiş ve farklı sonuçlara varmıştır. MİT Mensuplarının Kimliklerinin Gizlenmesi (m. 30/4 - İptal Edilmedi): Bu fıkra, MİT mensupları ve ailelerinin kimliklerinin, görevlerinin ifası sırasında veya deşifre olmaları halinde, farklı kimlik bilgileriyle değiştirilmesi gibi tedbirleri düzenliyordu. AYM, bu düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmamıştır. Gerekçesi, bu tedbirin, MİT mensuplarının ve ailelerinin 'yaşam hakkı' ve 'güvenliklerini' koruma gibi çok üstün bir kamu yararına hizmet etmesidir. Devletin, istihbarat gibi hassas bir görevi yürüten personelini ve ailelerini korumak için bu tür özel tedbirler alması, görevin niteliği gereği meşru ve ölçülü kabul edilmiştir. MİT Faaliyetlerine İlişkin Bilgilerin Yayınlanması (m. 30/5 - İptal Edildi): Bu fıkra ise, MİT'in görev ve faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belgeleri, yasalara aykırı olarak veya görevinin gereği dışında 'yayan, yayınlayan veya açıklayanlar' için hapis cezası öngörüyordu. AYM, bu düzenlemeyi, ifade ve basın özgürlüğüne (Anayasa m. 26, 28) 'ölçüsüz' bir müdahale olduğu gerekçesiyle iptal etmiştir. İptal gerekçeleri şunlardır: 1. Aşırı Geniş ve Belirsiz Kapsam: Kural, 'görev ve faaliyetlere ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi' kapsamaktadır. Bu ifade, MİT'in hukuka aykırı eylemleri veya kamuoyunun bilmesinde yarar olan, ancak devlet sırrı niteliği taşımayan faaliyetlerini de içerebilecek kadar geniştir. Bu durum, 'belirlilik' ilkesine aykırıdır. 2. Basın Özgürlüğüne Orantısız Müdahale: Düzenleme, bilginin niteliği (devlet sırrı olup olmadığı), kamu yararı, haberin doğruluğu gibi kriterler arasında bir denge kurmamaktadır. Bir gazetecinin, MİT'in hukuka aykırı bir faaliyetini veya bir ihmalini ortaya çıkaran bir haberi yayınlaması dahi bu suç kapsamına girebilir. Bu durum, basının kamu adına denetim ve gözetim görevini yerine getirmesini imkansız hale getirecek, ifade ve basın özgürlüğü üzerinde ağır bir 'caydırıcı etki' yaratacaktır. Sonuç olarak AYM, personel kimliğini korumanın meşru olduğunu, ancak kurumun her türlü faaliyetini mutlak bir gizlilik zırhıyla kaplamanın ve bunu ihlal eden her eylemi suç saymanın, demokratik bir toplumda ifade ve basın özgürlüğüne ölçüsüz bir sınırlama getireceğini belirterek ikinci fıkrayı iptal etmiştir.