Anayasa Mahkemesi'nin Nevriye Kuruç kararında, AİHM'in benzer başvurulardaki içtihadına uygun olarak, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin bir davanın makul süresinin başlangıç ve bitiş tarihleri nasıl belirlenmektedir?
Anayasa Mahkemesi, Nevriye Kuruç kararının 46. paragrafında, AİHM içtihadıyla uyumlu olarak makul süre hesabında dikkate alınacak başlangıç ve bitiş tarihlerini net bir şekilde belirlemiştir. Bu belirleme şöyledir: 1. Sürenin Başlangıç Tarihi: Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklarda, makul sürenin başlangıç tarihi olarak 'davanın ikame edildiği tarih', yani davanın yetkili mahkemede açıldığı tarih esas alınır. Nevriye Kuruç davasında bu tarih, başvurucunun Bakırköy 7. İş Mahkemesi'nde dava açtığı 10/12/2014'tür. 2. Sürenin Bitiş Tarihi: Sürenin sona erdiği tarihin belirlenmesi, davanın durumuna göre değişir: * Yargılaması Sona Ermiş Davalar: Eğer dava kesin bir kararla sona ermişse, bitiş tarihi olarak 'yargılamanın sona erdiği tarih' esas alınır. AYM ve AİHM, bu tarihi genellikle 'çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde' geniş yorumlar. Yani, sadece mahkeme kararının kesinleşmesi değil, bu kararın icrasının tamamlandığı tarih de sürenin sonu olarak kabul edilebilir. * Yargılaması Devam Eden Davalar: Eğer bireysel başvuru yapıldığı sırada dava hala derdest ise (kesinleşmemişse), süre hesabında bitiş tarihi olarak 'Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih' esas alınır. Nevriye Kuruç davasında, yargılama devam ettiği için, süre AYM'nin karar tarihi olan 5/7/2022'ye kadar hesaplanmıştır. Bu yöntem, bir davanın mahkeme önünde geçirdiği toplam sürenin adil bir şekilde hesaplanmasını ve makul olup olmadığının değerlendirilmesini sağlar.