Anayasa Mahkemesi'nin E.2018/137 sayılı kararında iptal edilen 7145 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle 3713 sayılı Kanun'a eklenen geçici 19. maddenin (c) bendi, hangi kişilerin pasaportlarının iptalini öngörüyordu ve bu düzenlemenin iptal gerekçesi neydi?
İptal edilen bu bent, '3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçelerle haklarında adli soruşturma veya kovuşturma yürütülenler'in pasaportlarının iptal edilmesini öngörüyordu. Kısacası, terörle bağlantılı olduğu şüphesiyle hakkında sadece bir soruşturma veya kovuşturma bulunan kişilerin dahi, mahkumiyet kararı olmaksızın pasaportları iptal edilebiliyordu. Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemeyi temel olarak 'masumiyet karinesi'ne (Anayasa m. 38/4) ve 'ölçülülük' ilkesine (Anayasa m. 13) aykırı bularak iptal etmiştir: 1. Masumiyet Karinesi: Kural, haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan, sadece şüpheli veya sanık konumunda olan kişilere yönelik, seyahat özgürlüğünü (Anayasa m. 23) tamamen ortadan kaldıran ağır bir tedbir öngörmektedir. Bir kişinin, suçluluğu kanıtlanmadan, sadece bir soruşturma veya kovuşturmaya taraf olması nedeniyle pasaportunun iptal edilmesi, onun peşinen 'suçlu' gibi bir muameleye tabi tutulması anlamına gelir. Bu, masumiyet karinesinin açık bir ihlalidir. 2. Ölçülülük İlkesi: Pasaport iptali gibi ağır bir tedbirin, genel ve soyut bir şekilde, bir soruşturma veya kovuşturmaya dahil olan herkese otomatik olarak uygulanması, ölçülülük ilkesine aykırıdır. Bu tür tedbirler, ancak somut bir davada, kişiye özgü kaçma şüphesi veya delilleri karartma tehlikesi gibi belirli ve somut gerekçelere dayalı olarak, bir 'mahkeme kararıyla' (örneğin adli kontrol tedbiri olarak yurt dışına çıkış yasağı) uygulanabilir. Kanunla genel bir yasak getirilmesi, kişilerin durumları arasında bir ayrım yapmadığı için 'gerekli' ve 'orantılı' bir sınırlama değildir. Bu nedenlerle AYM, düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir.