Yasadışı bahis oynatma suçundan mahkum olan bir kişi hakkında, bu suçla bağlantılı olduğu düşünülen mal varlığı değerlerine 7258 sayılı Kanun uyarınca müsadere kararı verilebilmesi için, bu mal varlığının suçtan elde edildiğinin kesin olarak ispatlanması gerekir mi? 'Şüphe' yeterli midir?
Evet, kesin olarak ispatlanması gerekir. Müsadere, bir güvenlik tedbiri olmasına rağmen, mülkiyet hakkına ağır bir müdahale teşkil ettiği için, ceza hukukunun temel ilkesi olan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesine tabidir. Sadece bir mal varlığının suçla bağlantılı olduğuna dair 'şüphe' bulunması, o mal varlığının müsaderesi için yeterli değildir. 7258 sayılı Kanun'un 5/3. maddesi, müsadere için TCK hükümlerine atıf yapmaktadır. TCK m. 54 (eşya müsaderesi) ve m. 55 (kazanç müsaderesi), müsadere edilecek eşyanın 'suçun işlenmesinde kullanılan' veya kazancın 'suçun işlenmesi ile elde edilen' olmasını şart koşar. Bu, suç ile mal varlığı arasında somut bir 'illiyet bağı'nın kurulmasını gerektirir. Mahkemenin, bir mal varlığının müsaderesine karar verebilmesi için, yargılama sonucunda, o mal varlığının yasadışı bahis faaliyetinden elde edildiğini veya bu faaliyette kullanıldığını, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya koyması gerekir. Örneğin, sanığın yasadışı bahis faaliyetinden elde ettiği tespit edilen gelirle satın aldığı bir arabanın müsaderesine karar verilebilir. Ancak, sanığın yasal gelirleriyle (maaş, kira vb.) satın aldığı ispatlanan bir mal varlığının, sadece sanığın bu suçu işlemiş olması nedeniyle müsadere edilmesi hukuka aykırı olur. Dolayısıyla, 'şüphe' sadece el koyma gibi geçici bir tedbir için yeterli olabilirken, mülkiyeti kalıcı olarak sona erdiren müsadere için yeterli değildir; kesin bir ispat aranır.