Anayasa Mahkemesi'nin Nevriye Kuruç kararında, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7. maddesinde öngörülen 'basit yargılama usulü'nün temel amacı ve bu usulün makul sürede yargılanma hakkı üzerindeki etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315116

Nevriye Kuruç kararının 44. paragrafında belirtildiği üzere, İş Mahkemeleri Kanunu'nda 'basit yargılama usulü'nün (m. 7) benimsenmesinin temel amacı, iş davalarının doğası ve işçinin korunması ilkesi gereği, bu davaların 'mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde' sonuçlandırılmasını sağlamaktır. Kanun koyucu bu usulü seçerek, daha karmaşık ve uzun süren yazılı yargılama usulüne göre yargılamanın daha çabuk bitirilmesini hedeflemiştir. Bu, makul sürede yargılanma hakkını (Anayasa m. 36) hayata geçirmeye yönelik pozitif bir adımdır. Ancak AYM, bu usulün varlığının tek başına makul sürenin korunduğu anlamına gelmediğini vurgulamaktadır (§ 45). Mahkeme, basit yargılama usulüne rağmen, yargılamanın doğasından kaynaklanan işlemler (duruşmalar, delil toplanması, bilirkişi raporları, tebligatlar) nedeniyle kanunda öngörülen hedeflere ulaşılamayabileceğini ve sürelerin aşılabileceğini kabul etmektedir. Dolayısıyla, bir davanın basit yargılama usulüne tabi olması, o davada her sürenin makul olduğu sonucunu doğurmaz. AYM, her somut olayın kendi koşulları içinde (davanın karmaşıklığı, tarafların ve makamların tutumu gibi) değerlendirilmesi gerektiğini, ancak iş davalarının taşıdığı önem nedeniyle bu değerlendirmenin daha hassas yapılması gerektiğini belirtmektedir. Nitekim, basit yargılama usulüne tabi olan Nevriye Kuruç davasının 7 yılı aşkın sürmesi, makul süre ihlali olarak kabul edilmiştir.