Bir sanık hakkında, TCK m. 53/1-c uyarınca 'velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerinden' yoksun bırakılmasına karar verilirken, mahkemenin TCK m. 53/3'ü dikkate almamasının hukuki sonucu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315115

Mahkemenin TCK m. 53/3'ü dikkate almaması, hatalı bir uygulamadır ve kanun yolu incelemesinde düzeltilmesi veya bozulması gereken bir hukuka aykırılıktır. TCK m. 53/3, 'Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ... hak yoksunluğu söz konusu olmaz.' hükmünü amirdir. Bu, TCK m. 53/1-c'deki genel kurala getirilmiş önemli bir istisnadır. Bu kuralın mahkeme tarafından dikkate alınmamasının hukuki sonucu şudur: * Mahkeme, sanığın sadece kendi altsoyu (çocukları) üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini değil, tüm bu yetkilerini (örneğin, anne-babası veya kardeşi üzerindeki vesayet/kayyımlık yetkisi) kapsamına alan genel bir hak yoksunluğu kararı vermiş olur. * Daha da önemlisi, cezası ertelenmiş veya koşullu salıverilmiş olsa bile, sanığın kendi çocuğu üzerindeki velayet hakkını da kaybetmesi gibi ağır ve kanuna aykırı bir sonuç ortaya çıkar. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin E:2014/9819, K:2017/34 sayılı kararında bu durum bir bozma nedeni olarak görülmüş ve hükmün, '...sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi' nedeniyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Doğru uygulama, hak yoksunluğu kararının TCK m. 53/3'teki istisna gözetilerek verilmesidir.