Bir ceza davasında mahkeme, temel cezayı belirlerken alt sınırdan uzaklaşmış, ancak bu konuda yeterli ve yasal bir gerekçe göstermemiştir. Bu durum, TCK'nın hangi temel ilkesine aykırıdır ve Yargıtay bu tür bir kararı nasıl değerlendirir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315113

Bu durum, TCK'nın 3. maddesinde düzenlenen 'orantılılık' ilkesi ve 61. maddesinde düzenlenen 'cezanın belirlenmesi' kurallarına ve Anayasa'nın 141. maddesi ile CMK'nın 34. ve 230. maddelerinde güvence altına alınan 'gerekçeli karar hakkı'na aykırıdır. TCK m. 61, hakime temel cezayı belirlerken göz önünde bulundurması gereken kriterleri (suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kastının yoğunluğu vb.) sayar. Hakim, bu kriterlere dayanarak temel cezayı kanunda öngörülen alt ve üst sınırlar arasında belirleme takdir yetkisine sahiptir. Ancak bu takdir yetkisi keyfi değildir. Mahkeme, cezayı neden alt sınırdan değil de daha yüksek bir seviyeden belirlediğini, TCK m. 61'deki hangi kriterleri dikkate aldığını kararının gerekçesinde somut olarak açıklamak zorundadır. Yargıtay, bu tür kararları genellikle bozar. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin E:2014/9819, K:2017/34 sayılı kararında, 'hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini' bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. Yargıtay, gerekçesiz olarak alt sınırdan uzaklaşılmasını, hem kanuna aykırılık hem de savunma hakkını kısıtlayan bir durum olarak görür. Çünkü sanık, cezasının neden ağırlaştırıldığını bilmediği için kanun yolu başvurusunda bu duruma karşı etkili bir savunma yapamaz.