Bir ceza davasında mahkeme, sanık hakkında TCK m. 142/2-e (bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık) yerine, TCK m. 244/4 (sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme yoluyla haksız çıkar sağlama) veya TCK m. 158 (nitelikli dolandırıcılık) gibi farklı bir suçtan hüküm kurmuştur. Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin E:2015/15567 sayılı kararına göre, bilişim sistemleri üzerinden başkasının banka hesabından para aktarma eyleminin doğru hukuki nitelendirmesi ne olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315097

Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin E:2015/15567, K:2017/3907 sayılı kararında, bu tür bir eylemin doğru hukuki nitelendirmesinin TCK m. 142/2-e'de düzenlenen 'bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık' suçu olduğu açıkça belirtilmiştir. Kararda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına da atıf yapılmıştır. Bu nitelendirmenin gerekçesi şudur: * **Hırsızlık Suçunun Unsuru:** Hırsızlık suçunun temel unsuru, 'zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak'tır. Banka hesaplarındaki paralar da hukuken 'taşınır mal' hükmündedir. * **Bilişim Sisteminin 'Araç' Olması:** Fail, bilişim sistemine girerek (örneğin internet bankacılığı şifrelerini ele geçirerek), mağdurun rızası olmadan, onun zilyetliğindeki parayı bulunduğu yerden (mağdurun hesabından) alıp kendi zilyetliğine (kendi hesabına veya kontrolündeki bir hesaba) geçirmektedir. Burada bilişim sistemi, hırsızlık eyleminin işlenmesinde kullanılan bir 'araç'tır. * **Dolandırıcılık veya TCK m. 244'ten Farkı:** Dolandırıcılık suçunda, failin hileli davranışlarla mağdurun iradesini sakatlayarak onu bir tasarrufta bulunmaya ikna etmesi gerekir. Oysa bu olaylarda mağdurun bir rızası veya aldatılarak yaptığı bir tasarruf yoktur; para onun iradesi dışında alınmaktadır. TCK m. 244'teki suç ise, daha çok sisteme zarar vermeye veya sistemin işleyişini engellemeye yöneliktir. Haksız çıkar sağlama bu suçun nitelikli hali olsa da, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması, eylemin özünün 'alma' fiili olması nedeniyle, özel hırsızlık hükmü olan m. 142/2-e'nin uygulanması gerektiği yönündedir. Bu nedenle Yargıtay, ilk derece mahkemesinin eylemi farklı bir suç tipi olarak (örneğin nitelikli dolandırıcılık) nitelendirmesini hukuka aykırı bulmuş ve kararı bozmuştur.