Bir gazeteci, bir terör örgütü lideriyle yaptığı röportaj nedeniyle 'terör örgütü propagandası yapma' suçundan yargılanmaktadır. Savunmasında, röportajın 'bilgi aktarımından ibaret' olduğunu ve 'mesleki faaliyet' kapsamında kaldığını ileri sürmektedir. Ahmet Şık/Türkiye (No:2) davasındaki AİHM içtihadı, bu savunmayı destekler nitelikte midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315092

Evet, AİHM'in Şık/Türkiye (No:2) davasındaki içtihadı bu savunmayı güçlü bir şekilde destekler niteliktedir. AİHM, bir gazetecinin kamuyu ilgilendiren konularda bilgi verme ve kamusal tartışmaya katkı sağlama görevinin, terörle ilgili konuları da kapsadığını kabul etmektedir. AİHM'in kararından çıkan ilkeler şunlardır: 1. **Gazetecilik Faaliyeti Koruması:** Bir gazetecinin, kamusal bir tartışma yaratmak veya var olan bir tartışmaya katkıda bulunmak amacıyla, bir terör örgütü lideriyle röportaj yapması, tek başına suç teşkil etmez. Bu, ifade ve basın özgürlüğünün (İHAS m. 10) koruması altındadır. Ahmet Şık'ın savunmasındaki 'mesleki faaliyet' argümanı, AİHM'in bu koruma anlayışıyla örtüşmektedir. 2. **Niyet ve İçerik Önemlidir:** Mahkeme, röportajın amacının ne olduğuna bakar. Eğer amaç, şiddeti övmek, meşrulaştırmak veya nefret söylemi yaymak değil de, örgütün pozisyonunu, taleplerini veya bir barış sürecinin neden tıkandığını kamuoyuna aktarmak ise, bu 'bilgi aktarımı' gazetecilik faaliyeti sayılır. Ahmet Şık'ın savunmasındaki 'bilgi aktarımından ibaret' olduğu argümanı, AİHM'in bu kriteriyle uyumludur. 3. **Sorgulayıcı Tutum:** Şık davasında AİHM, gazetecinin militanlara muhalif ve sorgulayıcı sorular sormasını, eylemlerinden kendini uzaklaştırmasını, propaganda yapmadığının önemli bir göstergesi olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla, gazetecinin röportajdaki tutumu da niyetini ortaya koymada kritik bir unsurdur. Sonuç olarak, bir röportaj, içeriği itibarıyla açıkça şiddete teşvik etmiyor ve gazeteci, örgütün propagandasını yapma amacı gütmekten ziyade, kamuyu bilgilendirme ve olayın arka planını sorgulama amacı güdüyorsa, bu eylem AİHM içtihadına göre ifade ve basın özgürlüğü kapsamında korunur ve 'terör propagandası' olarak nitelendirilemez.