7145 sayılı Kanun ile 5271 sayılı CMK m. 134'e eklenen '...ya da işlemin uzun sürecek olması...' ibaresi, bilgisayar ve kütüklerine el koyma yetkisini nasıl genişletmiştir? AYM'nin E.2018/137 sayılı kararında bu düzenleme neden Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır?
Bu ibare, kolluk kuvvetlerinin veya savcılığın, dijital materyallere el koyma yetkisini, mevcut gerekçelere (şifrenin çözülememesi, gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması) ek olarak yeni bir gerekçeyle genişletmiştir. Artık, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarma ve inceleme işleminin 'uzun sürecek olması' da tek başına o dijital materyale (bilgisayar, hard disk vb.) el konulabilmesi için yeterli bir sebep haline gelmiştir. Anayasa Mahkemesi, E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararında bu düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmamış ve iptal talebini reddetmiştir. Mahkemenin gerekçesi şu temel noktalara dayanmaktadır: 1. **Soruşturmanın Etkinliği ve Usul Ekonomisi:** Dijital delillerin hacminin çok büyük olabildiği (terabaytlarca veri) günümüz teknoloji koşullarında, olay yerinde veya şüphelinin yanında bu verilerin tamamının imajının alınması saatler, hatta günler sürebilir. Bu durum, hem soruşturmanın hızını yavaşlatır hem de delillerin bu süreçte zarar görmesi veya karartılması riskini artırır. Düzenleme, soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesini ve usul ekonomisini sağlamayı amaçlamaktadır. 2. **Yargısal Güvencelerin Varlığı:** El koyma kararı, keyfi bir şekilde değil, CMK m. 134'teki genel güvenceler (kuvvetli şüphe, başka surette delil elde etme imkanının bulunmaması, hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan halde savcı kararı ve 24 saat içinde hakim onayı) çerçevesinde verilmektedir. 'İşlemin uzun sürecek olması' gerekçesinin somut olayda gerçekten var olup olmadığı da bu yargısal denetim sırasında hakim tarafından değerlendirilecektir. Hakim, bu gerekçeyi yeterli bulmazsa el koyma kararını onaylamayabilir. 3. **Ölçülülük:** AYM, soruşturmanın etkinliği ve delillerin güvenliğinin sağlanması meşru amacı ile kişinin mülkiyet hakkına ve özel hayatına yapılan müdahale arasında, yargısal denetim güvencesi altında makul bir denge kurulduğunu ve tedbirin ölçüsüz olmadığını değerlendirmiştir. Bu nedenlerle AYM, düzenlemenin, teknolojik gelişmelerin getirdiği zorunluluklara cevap veren ve yeterli güvencelerle çevrili, orantılı bir tedbir olduğu sonucuna vararak Anayasa'ya aykırı bulmamıştır.