Bir ceza davasında, sanığın sabıkalı olduğu gerekçesiyle hakkında HAGB kararı verilmemiştir. Ancak, adli sicil kaydındaki ilamın aslında 'hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına' dair olduğu veya kesinleşmediği anlaşılırsa, bu durum nasıl bir hukuki sonuç doğurur? Yargıtay 22. Ceza Dairesi'nin E:2015/13305 sayılı kararı bu konuda ne belirtmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315087

Bu durum, mahkemenin HAGB kurumunu uygulamama gerekçesinin hukuka aykırı olduğu ve sanığın durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucunu doğurur. Bu, mutlak bir bozma nedenidir. CMK m. 231/6-a'ya göre, HAGB kararı verilebilmesi için sanığın 'daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması' gerekir. Bu 'mahkumiyet'in, kesinleşmiş bir mahkumiyet olması şarttır. Yargıtay 22. Ceza Dairesi'nin E:2015/13305, K:2016/11248 sayılı kararında tam olarak bu durum ele alınmıştır. Mahkeme, sanığın 'sabıkalı olması' gerekçesiyle HAGB uygulamamıştır. Ancak Yargıtay incelemesinde, sanığın adli sicil kaydındaki ilamın aslında bir 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' kararı olduğu ve diğer ilamının ise henüz kesinleşmediği tespit edilmiştir. Bu durumda hukuki sonuç şudur: * **HAGB Kararları Mahkumiyet Değildir:** Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları, CMK m. 231/5 uyarınca 'kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.' Dolayısıyla, bir HAGB kararı, CMK m. 231/6-a anlamında bir 'mahkumiyet' sayılmaz ve yeni bir suçta HAGB uygulanmasına engel teşkil etmez. * **Kesinleşmemiş Kararlar Mahkumiyet Değildir:** Henüz kanun yolu incelemesinden geçerek kesinleşmemiş bir mahkumiyet kararı da sabıka kaydına esas alınamaz ve HAGB'ye engel oluşturmaz. Yargıtay, mahkemenin, sanığın hukuki durumunu yanlış değerlendirerek, 'yerinde olmayan gerekçeyle' HAGB uygulamadığını tespit etmiş ve bu nedenle kararı bozmuştur. Mahkemenin, sanığın adli sicil kaydını doğru yorumlayarak HAGB koşullarının oluşup oluşmadığını yeniden değerlendirmesi gerekir.