Bir sanığın yargılandığı ceza davasında, sanık hakkında lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması talebi olmasına rağmen, mahkemenin hiçbir gerekçe göstermeden aleyhe olan hükümleri uygulaması hangi usul kuralının ihlalidir? Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin E:2010/5722 sayılı kararı bu konuda ne söylemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315080

Bu durum, ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden olan 'gerekçeli karar hakkı'nın ihlalidir. Anayasa'nın 141/3. maddesi ve CMK'nın 34. ve 230. maddeleri uyarınca, mahkemeler tüm kararlarını gerekçeli olarak yazmak zorundadır. Bu gerekçe, tarafların iddia ve savunmalarının neden kabul veya reddedildiğini, kanun hükümlerinin neden o şekilde uygulandığını somut ve denetime elverişli bir şekilde açıklamalıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin E:2010/5722, K:2010/13725 sayılı kararında bu durum açıkça bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir. Olayda, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Yasa ile değişik 191/2. maddesi uyarınca, hapis cezasına hükmedilmeden sadece 'tedavi ve denetimli serbestlik' tedbirine karar verilmesi mümkünken, sanık müdafiinin bu lehe hükmün uygulanması talebine rağmen mahkeme, 'hiçbir gerekçe göstermeden' aleyhe olan 191/1. madde uyarınca (yani doğrudan hapis cezası vererek) uygulama yapmıştır. Yargıtay, mahkemenin, lehe olan bir hükmü neden uygulamadığını ve aleyhe olan hükmü neden tercih ettiğini gerekçelendirmemesi nedeniyle kararı bozmuştur. Dolayısıyla, mahkemenin, tarafların lehe hükümlerin uygulanmasına yönelik taleplerini karşılamıyorsa, bunu neden yapmadığını makul ve hukuki gerekçelerle açıklama yükümlülüğü vardır. Gerekçesiz bir şekilde lehe kanun talebini reddederek aleyhe hüküm kurması, gerekçeli karar hakkının ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlalidir.