HMK m. 30'daki usul ekonomisi ilkesi ve Anayasa m. 141, bir davanın açıldığı tarihteki değil, yargılama aşamasında tamamlanan koşullara göre karara bağlanmasına imkan tanır mı? Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin E:2015/4818 sayılı kararını sosyal güvenlik davaları özelinde açıklayınız.
Evet, imkan tanır. Özellikle sosyal güvenlik davaları gibi kamusal niteliği ağır basan ve kişilerin temel sosyal haklarını ilgilendiren davalarda, Yargıtay usul ekonomisi ilkesini bu yönde geniş yorumlamaktadır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin E:2015/4818, K:2015/22413 sayılı kararında, malullük aylığı bağlanması istemli bir dava ele alınmıştır. Davacı, Kurum'a başvurduğu ve davayı açtığı tarihte aylık bağlanma koşullarını tam olarak taşımamaktadır. Ancak, yargılama devam ederken bu koşulları (prim gün sayısı, yaş vb.) tamamlamıştır. Normalde, dava açıldığı tarihteki şartlara göre karar verilmesi ve davanın reddedilmesi gerekirdi. Ancak Yargıtay, bu yaklaşımın usul ekonomisine aykırı olacağını belirtmiştir. Çünkü davanın reddi, davacının koşulları tamamladıktan sonra Kurum'a yeniden başvurmasını ve talebi reddedilirse yeniden dava açmasını gerektirecektir. Bu, hem zaman kaybı hem de gereksiz masraf demektir. Bu nedenle Yargıtay, HMK m. 30 ve Anayasa m. 141'deki ilkeleri ve sosyal güvenlik hukukunun koruyucu niteliğini dikkate alarak şu çözümü benimsemiştir: Mahkeme, davayı reddetmek yerine, yargılama sırasında tamamlanan koşullara göre, davacının 'bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen ay başından itibaren' aylığa hak kazandığının tespitine karar vermelidir. Ancak, dava açıldığı tarihte Kurum'un işlemi haksız olmadığı için, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Bu çözüm, hem davacının hakkına daha hızlı kavuşmasını sağlar hem de gereksiz yere yeni bir dava açılmasını önleyerek usul ekonomisine hizmet eder.