Durukan ve Birol/Türkiye davasında başvuran Durukan'ın Facebook'ta paylaştığı 'Yaşasın Kürdistan direnişi', 'Çok yaşa Abdullah Öcalan' gibi ifadeler, AİHM tarafından İHAS m. 17 (Hakkın Kötüye Kullanımı) kapsamında değerlendirilmiş midir? AİHM'in bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315070

Hayır, bu ifadeler AİHM tarafından İHAS m. 17 kapsamında değerlendirilmemiştir. AİHM, Hükümetin bu yöndeki itirazını reddetmiştir (§ 46-47). İHAS m. 17, Sözleşme'de tanınan hakların, Sözleşme'nin temelindeki demokratik değerleri ve diğer hakları yok etmek amacıyla kullanılmasını engellemeye yönelik istisnai bir hükümdür. Bir ifadenin bu madde kapsamında kalması için, o ifadenin açıkça şiddeti, nefreti veya totaliter ideolojileri övmesi ve Sözleşme'nin ruhuna temelden aykırı olması gerekir. AİHM'in bu konudaki yaklaşımı şöyledir: * **İstisnai Uygulama:** Madde 17, sadece 'istisnai olarak ve olağanüstü durumlarda' uygulanır. Başvuranı, Sözleşme'nin 10. maddesinin korumasından tamamen mahrum bırakma gibi ağır bir sonucu olduğu için dar yorumlanır. * **Şiddet ve Nefret Söylemi:** Bir ifadenin m. 17 kapsamına girmesi için, genellikle şiddeti, silahlı direnişi veya ırk, din gibi temellere dayalı nefreti açıkça teşvik etmesi veya savunması gerekir. * **Somut Olayın Değerlendirmesi:** Durukan ve Birol/Türkiye davasında AİHM, başvuran Durukan'ın paylaşımlarının 'Türkiye’de ne kadar tartışmalı olarak algılanırsa algılansın', başvuranın bu ifadelerle 'Sözleşme’de güvence altına alınan hak ve özgürlükleri yok etmeye çalıştığını açıkça ortaya koymaya yeterli olmadığını' değerlendirmiştir. Yani ifadeler, ne kadar eleştirilebilir veya rahatsız edici olursa olsun, AİHM'in m. 17'yi uygulamak için aradığı yüksek eşiği (açıkça şiddeti veya nefreti körükleme) aşmamıştır. Bu nedenle Mahkeme, başvurucunun İHAS m. 10'un korumasından yararlanabileceğine karar vermiş ve Hükümetin itirazını reddetmiştir.