Anayasa Mahkemesi'nin Nevriye Kuruç kararında, AİHM'in Daneshpayeh/Türkiye ve Ümmühan Kaplan/Türkiye kararlarına yapılan atıfların temel amacı nedir? Bu kararlar AİHM'in Türkiye'ye bakışını nasıl şekillendirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315062

AYM'nin Nevriye Kuruç kararında (§ 32-34) bu iki AİHM kararına atıf yapmasının temel amacı, makul sürede yargılanma hakkı ihlallerinin ve bu ihlallere karşı etkili bir başvuru yolu bulunmamasının, Türkiye açısından yeni bir sorun olmadığını, aksine AİHM tarafından yıllar önce tespit edilmiş, köklü ve yapısal bir problem olduğunu vurgulamaktır. Bu kararlar, AİHM'in Türkiye'ye bakışını şu şekilde şekillendirmiştir: 1. **Daneshpayeh/Türkiye (2009):** Bu karar, AİHM'in ilk kez Türk hukuk sisteminde, yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin olarak Sözleşme'nin 13. maddesi anlamında 'etkili' bir şikayet mekanizması bulunmadığını açıkça tespit ettiği karardır. Bu karar, sorunun ilk teşhisini koymuştur. 2. **Ümmühan Kaplan/Türkiye (2012):** Bu karar, AİHM'in sorunu sadece teşhis etmekle kalmayıp, çözümü için somut bir adım attığı 'pilot karar'dır. AİHM, bu kararda, sorunun artık münferit olmaktan çıkıp 'yapısal ve sistematik' bir hal aldığını ilan etmiştir. Bu tespitle birlikte, sadece m. 6 (makul sürede yargılanma) ihlaline değil, aynı zamanda m. 13 (etkili başvuru hakkı) ihlaline de karar vermiştir. En önemlisi, pilot karar usulünü uygulayarak, Türkiye'ye, bu yapısal sorunu çözmek ve tazminat imkanı da sunan etkili bir iç hukuk yolu kurması için bir yıl süre tanımıştır. Bu karar, AİHM'in bireysel başvuruları tek tek incelemek yerine, sorunun kökenine inerek genel bir çözüm bulunmasını zorunlu kıldığı bir aşamaya geçildiğini göstermiştir. AYM, bu kararlara atıf yaparak, kendi önündeki benzer yapısal soruna karşı benzer bir yaklaşım (pilot karar usulü) benimsemesinin hem uluslararası içtihatlarla uyumlu hem de sorunun çözümü için gerekli olduğunu temellendirmiştir.