CMK m. 134 uyarınca bilgisayarlarda arama ve el koyma tedbirine 'gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından' da karar verilebilmesini sağlayan düzenleme, Anayasa Mahkemesi'nin E.2018/137 sayılı kararında neden Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315050

Anayasa Mahkemesi, E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararında, bu düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmayarak iptal talebini reddetmiştir. Mahkemenin bu sonuca ulaşmasındaki temel gerekçe, düzenlemenin Anayasa'nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen güvenceleri sağlamasıdır. Anayasa m. 20/2, özel hayata ve konuta dokunulmazlığı düzenlerken, 'gecikmesinde sakınca bulunan hallerde' kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emriyle arama yapılabileceğini ve bu emrin yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulması gerektiğini belirtir. AYM, CMK m. 134'teki düzenlemeyi bu anayasal çerçevede değerlendirmiştir: 1. **Kanuni Dayanak:** Cumhuriyet savcısına bu yetkiyi veren düzenleme kanunla (CMK m. 134) yapılmıştır. 2. **Sınırlı Yetki:** Yetki, mutlak ve genel değildir; sadece 'gecikmesinde sakınca bulunan hâller' ile sınırlıdır. Bu, acil durumlarda delillerin karartılmasını, yok edilmesini veya kaçırılmasını önleme amacına hizmet eder. 3. **Yargısal Denetim Güvencesi:** En önemli güvence, Cumhuriyet savcısının verdiği kararın CMK'nın genel hükümleri uyarınca (özellikle m. 161/8 ve m. 267 vd.) yirmi dört saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulma zorunluluğudur. Hakim onayı, idari bir merciin değil, bir yargı organının denetimini sağlayarak keyfiliği önler. Eğer hakim kararı onaylamazsa, tedbir derhal sona erer ve elde edilen deliller kullanılamaz hale gelir. AYM, bu güvencelerin varlığı nedeniyle, Cumhuriyet savcısına tanınan bu istisnai yetkinin, özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti gibi temel haklara yönelik ölçüsüz bir müdahale oluşturmadığı ve Anayasa'ya uygun olduğu sonucuna varmıştır.