6100 sayılı HMK m. 30'da düzenlenen usul ekonomisi ilkesi ve İYUK m. 5'te yer alan aynı dilekçe ile dava açılabilme hali, 4/C statüsünde görev yapan bir personelin hem kıdem tazminatı hem de iş sonu tazminatı taleplerini içeren bir davada nasıl bir usuli probleme yol açmıştır? Danıştay 12. Daire'nin E: 2013/4271 sayılı kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315049

Bu durum, görevli yargı kolu sorununa yol açmıştır. İYUK m. 5 ve HMK m. 30'un temel amacı, bağlantılı taleplerin bir arada görülerek yargılamayı basitleştirmek ve hızlandırmaktır. Ancak bu ilke, farklı yargı kollarına ait taleplerin tek bir davada birleştirilmesine izin vermez. Danıştay 12. Dairesi'nin E:2013/4271, K:2015/4905 sayılı kararındaki olayda davacı, hem İş Kanunu'na tabi çalıştığı döneme ilişkin 'kıdem tazminatı ve izin ücreti' talebinde, hem de 4/C statüsünde (idari rejim) çalıştığı döneme ilişkin 'iş sonu tazminatı' talebinde bulunmuştur. Usuli problem şudur: * **Kıdem tazminatı ve izin ücreti:** Bu talepler, bir iş sözleşmesine dayandığı için, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereğince 'İş Mahkemelerinin' yani 'adli yargının' görev alanına girer. * **İş sonu tazminatı (4/C):** Bu talep, 657 sayılı Kanun'un 4/C maddesi uyarınca bir idari statüden kaynaklandığı için, 'İdare Mahkemelerinin' yani 'idari yargının' görev alanına girer. Davacı, farklı yargı kollarına ait iki ayrı talebi tek bir dilekçede birleştirmiştir. Danıştay, bu durumun İYUK m. 5'e aykırı olduğunu, zira bu maddenin aynı yargı kolu içindeki bağlantılı davalar için geçerli olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin, davayı süre aşımından reddetmek yerine, görevli yargı kolu ayrımını gözeterek, 'dilekçenin (görev yönünden) reddine' karar vermesi ve davacıya taleplerini ayırarak görevli mahkemelerde (İş Mahkemesi ve İdare Mahkemesi) ayrı ayrı dava açması gerektiğini belirtmesi gerekirdi. Bu karar, usul ekonomisi ilkesinin, kamu düzeninden olan görev kurallarını aşacak şekilde yorumlanamayacağını göstermektedir.