Anayasa Mahkemesi'nin Nevriye Kuruç kararında, AİHM'in Ümmühan Kaplan/Türkiye pilot kararındaki tespitlerine neden özel bir önem atfedilmiştir? Ümmühan Kaplan kararının Türk hukuk sistemi açısından ortaya koyduğu temel sorun neydi?
AYM'nin Nevriye Kuruç kararında Ümmühan Kaplan/Türkiye kararına özel bir önem atfetmesinin nedeni, bu kararın AİHM tarafından Türkiye'deki 'makul sürede yargılanma hakkı' ihlallerine ilişkin olarak 'pilot karar' usulüyle verilmiş ilk ve en temel karar olmasıdır. AİHM, bu kararda, sorunun münferit olaylardan ibaret olmadığını, çok daha derin ve köklü olduğunu tespit etmiştir. Ümmühan Kaplan kararının Türk hukuk sistemi açısından ortaya koyduğu temel sorunlar şunlardı (§ 33): 1. **Yapısal ve Sistematik Sorun:** AİHM, makul sürede yargılanma hakkı ihlallerinin yıllardır devam ettiğini ve bunun Türk hukuk sisteminde 'yapısal ve sistematik bir sorun' teşkil ettiğini değerlendirmiştir. Bu, problemin kaynağının yargı sisteminin genel işleyişinde ve organizasyonunda yattığı anlamına geliyordu. 2. **Etkili Başvuru Yolu Yokluğu (İHAS m. 13 İhlali):** AİHM, Türk hukukunda, yargılamaların uzunluğundan şikayet etmek ve bu nedenle uğranılan zararın tazminini talep etmek için Sözleşme'nin 13. maddesi anlamında 'etkili' bir başvuru yolu bulunmadığını tespit etmiştir. Bu tespit, Türkiye'nin sadece adil yargılanma hakkını (m. 6) değil, aynı zamanda etkili başvuru hakkını (m. 13) da ihlal ettiği anlamına geliyordu. Bu pilot karar, Türkiye'yi, bu yapısal sorunu çözmek ve AİHM standartlarına uygun, tazminat imkanı da sunan etkili bir iç hukuk yolu (sonrasında 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonu gibi) oluşturmaya zorlamıştır. Nevriye Kuruç kararında AYM, bu tarihsel sürece atıf yaparak, mevcut sorunun da benzer bir yapısal nitelik taşıdığını ve yine genel bir çözüme (kalıcı bir mekanizma) ihtiyaç duyduğunu vurgulamak için Ümmühan Kaplan kararını referans almıştır.