Ahmet Şık/Türkiye (No:2) davasında, AİHM başvurucunun tutuklanmasının İHAS m. 5/1'i (hukuka uygun tutuklanma hakkı) ihlal ettiğine karar verirken, aynı zamanda bu durumun İHAS m. 10 (ifade özgürlüğü) ihlaline yol açtığını da belirtmiştir. Bu iki madde arasındaki bağlantıyı, AİHM'in 'kanunilik' (yasaya uygunluk) ilkesini yorumlayışı çerçevesinde açıklayınız.
AİHM, bu iki madde arasında 'kanunilik' ilkesi üzerinden doğrudan bir bağlantı kurmuştur. Mahkemenin mantığı şöyledir: 1. **İHAS m. 5/1 İhlali:** Mahkeme öncelikle, başvurucunun tutuklanmasının İHAS m. 5/1-c'de aranan 'suç işlediğine dair makul şüphe' koşulunu karşılamadığına karar vermiştir. Makul şüphe bulunmadan yapılan bir tutuklama, 'hukuka uygun' bir tutuklama değildir ve dolayısıyla İHAS m. 5/1'i ihlal eder. 2. **İHAS m. 10 Müdahalesinin Yasallığı:** Başvurucunun gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklanması, onun ifade özgürlüğüne (İHAS m. 10) bir müdahaledir. Bu müdahalenin meşru olabilmesi için 10. maddenin 2. fıkrasındaki üç koşulu (kanunla öngörülme, meşru amaç, demokratik toplumda gereklilik) sağlaması gerekir. 'Kanunla öngörülme' şartı, müdahalenin sadece bir kanun maddesine (örn. TCK) dayanmasını değil, aynı zamanda bu uygulamanın keyfi olmamasını ve hukukun genel ilkelerine (hukukun üstünlüğü) uygun olmasını da gerektirir. 3. **Bağlantının Kurulması:** AİHM, İHAS m. 5/1'e aykırı, yani 'hukuka uygun olmayan' bir tutuklama tedbirinin, aynı zamanda İHAS m. 10/2 anlamında 'kanunla öngörülmüş' bir müdahale olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Başka bir deyişle, bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması hukuka aykırı ise, bu hukuka aykırı eylemin ifade özgürlüğüne yaptığı müdahale de otomatik olarak hukuka aykırı (kanuni olmayan) hale gelir. Mahkeme, 'hukuka uygun olmayan bir tutuklama tedbirinin Sözleşmede güvence altına alınan bir hakka müdahale teşkil ettiği sonucuna varıldığı takdirde, bu aşamada bu tedbirin iç hukukta bir özgürlüğün kısıtlanması hali olarak kabul edilemeyeceğini' vurgulamıştır. Sonuç olarak, makul şüphe yokluğu nedeniyle hukuka aykırı bulunan tutuklama, ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin 'kanunla öngörülme' şartını da sağlamamasına yol açmış ve bu durum her iki maddenin de ihlal edildiği sonucunu doğurmuştur.