Anayasa Mahkemesi'nin 'yapısal sorun' tespiti ne anlama gelmektedir ve Nevriye Kuruç kararında bu tespit hangi olgulara dayandırılmıştır?
Anayasa Mahkemesi içtihadında 'yapısal sorun', bir hak ihlalinin münferit bir olaydan veya hatadan kaynaklanmayıp, mevzuattaki veya uygulamadaki sistematik bir eksiklikten, bir organizasyon bozukluğundan kaynaklanması ve bu nedenle sürekli olarak benzer hak ihlallerine yol açması durumunu ifade eder. Bu tespit, sorunun çözümü için sadece bireysel bir karar vermenin yetersiz olduğunu, yasama veya yürütme organlarının müdahalesinin gerektiğini gösterir. Nevriye Kuruç kararında (§ 68-71, 82) AYM, makul sürede yargılanma hakkı ihlallerinin yapısal bir sorundan kaynaklandığı tespitini şu olgulara dayandırmıştır: 1. **Başvuru ve İhlal Sayılarının Yüksekliği:** AYM, bireysel başvurunun başlangıcından itibaren makul süre ihlali nedeniyle on binlerce ihlal kararı verdiğini ve on binlerce başvurunun da derdest olduğunu belirtmiştir. Özellikle son yıllarda bu tür başvuruların sayısındaki artış oranının çok yüksek olması, sorunun sistematik olduğunu göstermektedir. 2. **Anayasa Mahkemesi İş Yükü:** Derdest başvuruların yarısından fazlasının makul süre şikayetleriyle ilgili olması, Anayasa Mahkemesi'nin diğer temel hak ihlallerini incelemesini güçleştirmekte ve kendi önündeki yargılamaların da uzamasına neden olmaktadır. Bu durum, bireysel başvuru sisteminin etkinliğini tehdit etmektedir. 3. **Etkili Bir Giderim Mekanizmasının Yokluğu:** Mevcut Tazminat Komisyonu gibi mekanizmaların geçici olması ve sadece belirli tarihlerdeki başvuruları kapsaması nedeniyle, sürekli ve kalıcı, geleceğe dönük olarak tüm makul süre ihlallerini karşılayacak etkili bir başvuru yolu bulunmamaktadır. Bu olgulara dayanan AYM, sorunun tek tek kararlarla çözülemeyeceğini, kanuni bir düzenleme ile kalıcı bir çözüm getirilmesi gerektiğini belirterek 'yapısal sorun' tespiti yapmış ve 'pilot karar' usulünü uygulamıştır.