HMK m. 30'daki usul ekonomisi ilkesinin bir gereği olarak, bir davada taraflar arasında imzalanan protokol nedeniyle davacı taraf, davanın durdurulmasını talep edebilir mi? Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E:2016/2334 sayılı kararındaki çoğunluk ve karşı oy görüşlerini bu bağlamda karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315032

Evet, özellikle özel kanun hükmünün varlığı halinde talep edebilir. Somut olay, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 132/10. maddesinin TMSF'ye 'açılmış bulunan hukuk davalarının yapılan anlaşma süresince durdurulmasını mahkemeden istemeye' yetki vermesiyle ilgilidir. Bu özel yetkiye dayanarak, mahkeme davanın durdurulmasına karar vermiştir. **Çoğunluk Görüşü:** Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin çoğunluğu, yerel mahkemenin, yasal dayanağı (5411 s.K. m. 132/10) bulunan bu talebi kabul ederek 'davanın durdurulmasına' ve 'esasın bu şekilde kapatılmasına' ilişkin kararını onamıştır. Bu görüş, özel kanun hükmünün varlığını yeterli görmekte ve usul ekonomisi açısından tarafların anlaşmasına hukuki bir sonuç bağlanmasını uygun bulmaktadır. **Karşı Oy Görüşü ve Usul Ekonomisi:** Karşı oy ise, kararın 'esasın bu şekilde kapatılmasına' ilişkin kısmını eleştirmektedir. Karşı oya göre: 1. **Kararın Niteliği:** Davanın durdurulması kararı, davayı sona erdiren nihai bir karar değil, bir ara kararıdır. Dava derdest olmaya devam eder. Protokol ihlal edildiğinde yargılamaya devam edilmesi gerekir. 2. **'Esasın Kapatılması'nın Hukuka Aykırılığı:** Mahkemenin 'esasın kapatılmasına' karar vermesi, davayı nihai bir karar olmadan sonlandırması anlamına gelir. Bu, HMK'nın temel ilkelerine (HMK m. 26, 27, 33) ve özellikle HMK m. 30'daki 'usul ekonomisi' ilkesine aykırıdır. Çünkü, davanın esası kapatıldığı için, davalı tarafın devam eden 'ihtiyati tedbirlerin kaldırılması' gibi taleplerini usule uygun bir şekilde mahkemeye sunma ve karara bağlatma imkanı elinden alınmaktadır. Bu durum, gereksiz yere yeni davaların açılmasına veya yargısal sürecin tıkanmasına yol açarak usul ekonomisine zarar verir. Karşı oya göre doğru karar, sadece 'davanın durdurulmasına' şeklinde bir ara kararı verilmesi ve dosyanın esasının kapatılmamasıdır. Bu, hem protokolün amacına hizmet eder hem de tarafların diğer usuli haklarını kullanabilmesini sağlayarak usul ekonomisini korur.