Bir sanık hakkında, TCK m. 32 kapsamında 'cezai ehliyetini etkileyen akıl hastalığı' şüphesi bulunmaktadır. Mahkemenin bu durumda izlemesi gereken usul nedir? Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin E:2015/4766 sayılı kararı bu konuda neyi zorunlu kılmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315031

Mahkemenin, sanığın cezai ehliyetine ilişkin bir şüphe ortaya çıktığında, bu konuda kendiliğinden bir değerlendirme yaparak hüküm kurması usule aykırıdır. İzlenmesi gereken zorunlu usul, bu konuda uzman bir sağlık kuruluşundan rapor almaktır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin E:2015/4766, K:2018/1082 sayılı kararında, sanık hakkında daha önce 'psikotik bozukluk' teşhisi konulmuş bir sağlık raporu olduğu belirtilmiştir. Yargıtay, bu durumda mahkemenin, sanığın suçu işlediği tarihte 'fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığı' konusunda, yani TCK m. 32 kapsamında bir inceleme yapması gerektiğini vurgulamıştır. Bu incelemenin yapılması için mahkemenin izlemesi gereken yol şudur: Sanığı, 'Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas kurulundan ya da tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanelerinden' birine sevk ederek, cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair bir 'heyet raporu' aldırmalıdır. Bu rapor alınmadan ve rapordaki tespitlere göre sanığın hukuki durumu değerlendirilmeden hüküm kurulması, eksik kovuşturma anlamına gelir ve bozma nedenidir. Mahkeme, bu raporu alıp sonucuna göre sanığın kusur yeteneğini ve uygulanacak hükümleri (ceza verilmesine yer olmadığı, indirimli ceza, güvenlik tedbiri vb.) belirlemelidir.