Bir idari davada, davacının dava dilekçesinde gösterdiği adreste tebligat yapılamamıştır. Mahkeme, 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 35'i uygulayarak aynı adrese tebligat yapıp, sürenin geçtiği gerekçesiyle davayı reddedebilir mi? Danıştay 3. Daire'nin E:2012/726 sayılı kararına göre doğru tebligat usulü ne olmalıdır?
Hayır, mahkeme bu şekilde doğrudan davayı reddedemez. Danıştay 3. Daire'nin E:2012/726, K:2014/788 sayılı kararına göre, bu durumda uygulanması gereken usul farklıdır. Sorun, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine 6099 sayılı Kanun ile eklenen 4. fıkradan kaynaklanmaktadır. Bu fıkra, 'Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı' kuralını getirmiştir. Yani, bir tüzel kişiye (şirket gibi) dava dilekçesinde belirttiği adreste ulaşılamıyorsa, mahkeme doğrudan m. 35'i bu adreste uygulayamaz. Yapılması gereken doğru usul şudur: 1. Mahkeme, tüzel kişinin 'resmi kayıtlardaki' adresini (Ticaret Sicili, Vergi Dairesi vb.) araştırmalıdır. 2. Tebligat, öncelikle bu resmi adrese normal usullerle yapılmaya çalışılmalıdır. 3. Eğer bu resmi adreste de tebligat yapılamazsa, o zaman m. 35'e göre tebligat işlemi bu resmi adres kapısına ilanen yapılır. Danıştay kararında, mahkemenin, davacı şirketin resmi kayıtlardaki adresini araştırmadan, doğrudan dava dilekçesinde gösterilen adreste m. 35'e göre tebligat yapmasını hukuka aykırı bulmuştur. Bu nedenle, bu şekilde yapılan tebligata dayanılarak verilen süre aşımı kararı bozulmuştur. Doğru usul, resmi adresin araştırılması ve tebligatın öncelikle oraya yapılmasıdır.