Anayasa Mahkemesi'nin E.2018/137 sayılı kararında, valiye 'vatandaşların günlük yaşamını aşırı ve katlanılamaz derecede zorlaştırmayacak' şekilde toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yer ve güzergahını belirleme yetkisi veren düzenleme (2911 s. Kanun m. 6'ya eklenen ibare) neden Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır?
Anayasa Mahkemesi, bu ibareyi Anayasa'ya aykırı bulmayarak iptal talebini oybirliğiyle reddetmiştir (§ 5). Mahkemenin bu sonuca ulaşmasındaki temel gerekçe, eklenen bu ibarenin, idareye tanınan takdir yetkisini daraltan ve temel hak lehine bir güvence getiren bir nitelik taşımasıdır. Değerlendirme şu şekildedir: 1. **Mevcut Yetki:** 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, valilere zaten kamu düzenini korumak amacıyla toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yerini ve güzergahını belirleme yetkisi tanımaktadır. 2. **Eklenen Kriterin Niteliği:** Dava konusu '...vatandaşların günlük yaşamını aşırı ve katlanılamaz derecede zorlaştırmayacak...' ibaresi, bu yetkinin kullanımına yeni ve somut bir kriter getirmektedir. Bu kriter, idarenin takdir yetkisini sınırsız ve keyfi bir şekilde kullanmasını engellemeye yöneliktir. 3. **Ölçülülük İlkesine Katkı:** Bu ibare, Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesinin bir yansımasıdır. İdarenin, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile diğer vatandaşların günlük yaşamlarını sürdürme hakları arasında bir denge kurmasını zorunlu kılmaktadır. Sınırlamanın 'aşırı ve katlanılamaz' olmaması, orantılılık denetimi için yargı organlarına somut bir ölçüt sunar. 4. **Hak Lehine Yorum:** AYM, bu düzenlemeyi temel hakkı (toplanma ve gösteri yürüyüşü hakkı) daha fazla kısıtlayan bir düzenleme olarak değil, tam tersine, idarenin bu hakkı kısıtlama yetkisini daha objektif ve denetlenebilir kurallara bağlayan, dolayısıyla hak lehine bir güvence getiren bir düzenleme olarak yorumlamıştır. Bu nedenle Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır.