HMK m. 30'da düzenlenen usul ekonomisi ilkesi, davaların 'en az giderle' sonuçlandırılmasını öngörmektedir. Bu ilke, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin E:2015/4766 sayılı kararında belirtilen 'terkin edilmesi gereken yargılama gideri' kavramıyla nasıl bir ilişki içindedir?
HMK m. 30'daki 'en az giderle' sonuçlandırma ilkesi, gereksiz masraf yapılmasını önlemeyi amaçlar. Bu ilke, sadece mahkemenin yürüteceği işlemlerle sınırlı değildir; aynı zamanda, tahsili, yapılacak masraftan daha az olan küçük meblağların tahsiliyle uğraşılmamasını da kapsar. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin E:2015/4766, K:2018/1082 sayılı kararında bu duruma atıf yapılmıştır. Kararda, mahkemenin, sanığın payına düşen yargılama giderinin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106. maddesindeki 'terkin edilmesi gereken tutar'dan (o dönem için 20 TL) az olmasına rağmen tahsiline karar verdiği belirtilmiştir. Yargıtay, bu durumu doğrudan bir bozma nedeni yapmamış, ancak 'hüküm kesinleşinceye kadar yapılacak yargılama giderlerinin de toplam yargılama gideri kapsamında olması nedeniyle hükmün kesinleştiği tarihte sanıktan tahsili gereken sebep olduğu yargılama giderinin ... terkin edilmesi gereken miktardan az olması halinde Devlet Hazinesi üzerinde bırakılmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş'tür. Bu, usul ekonomisi ilkesinin bir yansımasıdır: Devletin, tahsili için yapacağı masrafın kendisinden daha fazla olacağı çok küçük alacakların peşine düşmemesi, bu tür alacakları 'terkin ederek' (silerek) hem kendi kaynaklarını verimli kullanması hem de kişileri küçük meblağlar için meşgul etmemesi, usul ekonomisinin 'en az gider' boyutunu oluşturur.