Durukan ve Birol/Türkiye davasında AİHM, başvuran Birol'un 'önemli bir zarara' uğramadığı yönündeki Hükümet itirazını neden reddetmiştir? Bir davanın 'ilkesel önem' taşıması bu değerlendirmeyi nasıl etkiler?
AİHM, Sözleşme'nin 35/3-b maddesi uyarınca, bir başvurunun kabul edilebilmesi için başvuranın 'önemli bir zarara' uğramış olması gerektiğini düzenler. Ancak bu kuralın istisnaları vardır. Bunlardan biri, davanın esastan incelenmesini gerektiren 'Sözleşme veya Protokollerinin yorumlanması veya uygulanması ile ilgili saygı'dır. Yani, dava bireysel olarak küçük bir zarar içerse bile, genel ve 'ilkesel bir önem' taşıyorsa, AİHM yine de davayı inceleyebilir. Durukan ve Birol/Türkiye davasında AİHM, başvuran Birol'un 'önemli bir zarara' uğramadığı itirazını bu istisna kapsamında reddetmiştir (§ 44). Mahkeme, başvuranın şikayetinin, bireysel durumunu aşan, genel bir öneme sahip ilkesel sorunları gündeme getirdiği kanaatine varmıştır. Bu ilkesel sorun, 'Cumhurbaşkanını hedef alan bir paylaşım nedeniyle, hükmün açıklanması geri bırakılmış olsa bile, bir sosyal ağ kullanıcısına cezai yaptırım uygulanmasının Sözleşme'nin ruhuna uygun olup olmadığı' meselesidir. Yani dava, TCK m. 299'un (Cumhurbaşkanına hakaret) ve HAGB kurumunun ifade özgürlüğü (İHAS m. 10) üzerindeki etkileri gibi, çok sayıda kişiyi etkileyen ve Türk hukuk sistemindeki yapısal bir soruna işaret eden bir konuyu içermektedir. Bu nedenle, başvuranın kişisel olarak uğradığı zarar (örneğin bir para cezası ödememesi) önemli görülmese bile, davanın taşıdığı 'ilkesel önem' nedeniyle AİHM, 'önemli bir zarar' koşulunun gerçekleştiğini varsayarak davayı esastan incelemeye karar vermiştir.