Bir sanık, hırsızlık suçundan yargılanırken, aynı zamanda bu eylemle bağlantılı olarak mala zarar verme suçundan da dava açılmıştır. Mahkeme, sanığı hırsızlıktan mahkum ederken, mala zarar verme suçundan açılan dava hakkında bir karar vermemiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin E:2014/33941 sayılı kararında bu duruma nasıl bir çözüm getirilmiştir?
Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin E:2014/33941, K:2015/19232 sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin, açılan davalardan biri hakkında karar vermeyi unutması durumunda ne yapılması gerektiğine değinilmiştir. Kararda, 'sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan açılan dava ile ilgili olarak mahkemesince bir karar verilmesi mümkün görülmüştür' ifadesi yer almaktadır. Bu ifade, 'karar verilmesine yer olmadığına dair karar' veya 'düşme kararı' gibi bir karar verilmesini değil, mahkemenin bu davayı esastan karara bağlama yükümlülüğünün devam ettiğini belirtir. Bu durum, usul hukukunda 'karar verilmemiş talepler' veya 'hüküm dışı bırakılan talepler' olarak adlandırılır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda bu durum için 'hükmün tamamlanması' (HMK m. 305/A) kurumu varken, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda açık bir düzenleme yoktur. Ancak uygulamada Yargıtay, bu tür durumlarda, hakkında karar verilmeyen suçla ilgili davanın derdest olmaya devam ettiğini kabul eder. Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma veya onama kararından sonra, bu dosyayı yeniden ele alarak veya ayrı bir esasa kaydederek, hakkında hüküm kurmayı unuttuğu suçla ilgili yargılamayı tamamlaması ve bir karar vermesi gerekir. Yargıtay'ın ifadesi, bu hukuki yükümlülüğe bir işarettir ve yerel mahkemeye bu konuda bir hatırlatma niteliği taşır.