Anayasa Mahkemesi'nin Nevriye Kuruç kararında, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nda ve mülga 5521 sayılı Kanun'da yer alan 'ivedilikle karara bağlanır' veya 'iki ay içinde karara bağlanır' gibi sürelerin hukuki niteliği nasıl değerlendirilmiştir? Bu sürelerin aşılması her zaman makul sürede yargılanma hakkının ihlali anlamına gelir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #315009

Anayasa Mahkemesi, Nevriye Kuruç kararının 45. paragrafında bu konuyu değerlendirmiştir. Mahkeme, gerek 7036 sayılı Kanun'daki 'ivedilikle karara bağlanır' (m. 7/5) gerekse mülga 5521 sayılı Kanun'daki 'iki ay içinde karara bağlanır' (m. 8) gibi sürelerin 'düzenleyici nitelikte' olduğunu belirtmiştir. Bu, söz konusu sürelerin hak düşürücü veya emredici nitelikte olmadığı, daha çok kanun koyucunun yargılamanın hızlı yürümesine yönelik bir temennisini ve hedefini yansıttığı anlamına gelir. Bu sürelerin aşılması, her zaman makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği anlamına gelmez. AYM, yargılama sürecinin doğası gereği (duruşmalar, delillerin toplanması, bilirkişi raporlarının beklenmesi, tebligat işlemleri vb.) bu sürelerin aşılabileceğini kabul etmektedir. Makul süre ihlalinin tespiti için, sadece kanunda öngörülen sürenin aşılıp aşılmadığına değil, bir bütün olarak yargılama süresinin uzunluğuna ve bu uzunluğun gerekçelerine bakılır. Ancak AYM, aynı paragrafta önemli bir noktaya daha dikkat çeker: İşçi alacağı davalarının başvurucu için taşıdığı önem ve davanın kısa sürede bitirilmesindeki kişisel yarar dikkate alındığında, bu tür davalarda yargılama süreleri konusunda daha hassas bir değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla, kanuni sürenin aşılması tek başına ihlal nedeni olmasa da, iş davalarında makul sürenin diğer dava türlerine göre daha kısa olması gerektiği kabul edilmektedir.