Bir davada, hakimin çözmesi gereken hukuki bir konuda (örneğin suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı) bilirkişiden görüş alınması ve bu raporun hükme esas alınması, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin E:2014/33941 sayılı kararına göre hangi usul kurallarına aykırılık teşkil eder?
Bu durum, CMK'nın bilirkişiye başvurmayı düzenleyen temel kurallarına aykırılık teşkil eder. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin E:2014/33941, K:2015/19232 sayılı kararında belirtildiği üzere, bu uygulama şu kuralları ihlal eder: 1. **CMK m. 63:** Bu maddeye göre, bilirkişiye ancak 'çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde' başvurulabilir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği 'genel ve hukuki bilgi' ile çözülmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, kastın varlığı gibi konular, hukuki değerlendirme gerektiren ve doğrudan hakimin görev alanına giren konulardır. 2. **Hakimin Yetkisinin Devredilmezliği:** Suçun sabit olup olmadığını, sanık tarafından işlenip işlenmediğini ve hukuki nitelendirmeyi yapmak, tamamen hakimin görevidir. Bu konularda bilirkişiden görüş almak ve bu görüşü karara esas almak, hakimin yargılama yetkisini bilirkişiye devretmesi anlamına gelir ki bu hukuken kabul edilemez. Yargıtay kararında, hakimin hukukçu olup hukuki konularda bilirkişiden görüş alamayacağı, hakkı olmayan yere tecavüz suçunda hukukçu ve muhasebeciden oluşan bilirkişi kurulundan alınan ve 'suçun sabit olduğuna' yönelik raporun hükme esas alınmasının CMK m. 63'e aykırı olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle, hukuki niteleme içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması bozma nedenidir.