Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2015/5750 E. sayılı kararında, sanıkların çaldıkları malı sattıkları yeri göstererek malın bulunmasını sağlamaları neden TCK m. 168 kapsamında etkin pişmanlık olarak kabul edilmemiştir? Karara göre, bu durumda etkin pişmanlığın koşulu ne olurdu?
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, bu durumu etkin pişmanlık olarak kabul etmemiştir çünkü TCK m. 168'de düzenlenen etkin pişmanlık, failin bizzat kendisinin zararı 'iade' veya 'tazmin' etmesini gerektirir. Kararın gerekçesi şöyledir: 1. **Tasarruf Yetkisinin Kaybı:** Sanıklar, çaldıkları telefonu üçüncü bir kişiye satmakla, o eşya üzerindeki zilyetliklerini ve tasarruf yetkilerini kaybetmişlerdir. Dolayısıyla, artık sahibi olmadıkları bir malı 'iade' etmeleri hukuken mümkün değildir. Malın, kolluk tarafından, sanıkların sattığı üçüncü kişiden alınması, sanıklar tarafından gerçekleştirilmiş bir iade değildir. 2. **Etkin Pişmanlığın Gerçek Koşulu:** Karara göre, bu durumda etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için sanıkların, malı satarak haksız bir biçimde elde ettikleri 'kazancı' (yani satıştan elde ettikleri parayı) mağdura iade etmeleri gerekirdi. Çünkü bu durumda 'tazmin' gerçekleşmiş olurdu. Somut olayda sanıklar, telefonun satışından elde ettikleri bedeli iade etmedikleri için, etkin pişmanlık koşulları oluşmamıştır. Özetle Yargıtay, etkin pişmanlığın, failin kişisel ve mali bir çabasını gerektiren aktif bir telafi eylemi olması gerektiğini vurgulamaktadır. Sadece çalınan malın yerini söylemek, bu aktif telafi eylemi olarak kabul edilmemektedir. (Bkz: barandogan.av.tr, CMK 326 Emsal Yargıtay Kararları, YARGITAY 6. CEZA DAİRESİ Esas : 2015/5750).