Anayasa Mahkemesi'nin E.2018/137 sayılı kararında, valiye 'belirli yerlere girişi ve çıkışı kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler için sınırlama' yetkisi veren düzenlemeyi iptal etmemesinin gerekçesi nedir? Bu yetki, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin anayasal ilkelerle nasıl bir denge içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #314990

Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemeyi (7145 sayılı Kanun m. 1 ile 5442 sayılı Kanun m. 11/C'ye eklenen) Anayasa'ya aykırı bulmamış ve iptal talebini oyçokluğuyla reddetmiştir. Mahkemenin gerekçesi, bu yetkinin Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen sınırlama ilkelerine uygun olduğu yönündedir. AYM'nin denetimindeki denge unsurları şunlardır: 1. **Kanunilik:** Yetki kanunla verilmiştir. 2. **Meşru Amaç:** Yetkinin amacı, Anayasa'da belirtilen meşru sınırlama nedenlerinden olan 'kamu düzeni' ve 'kamu güvenliğinin' korunmasıdır. 3. **Ölçülülük:** AYM'nin çoğunluk görüşü, bu yetkinin ölçülü olduğu kanaatindedir. Gerekçeleri arasında, yetkinin keyfi kullanılmasını önleyecek güvencelerin varlığı gösterilebilir: a) Yetki, genel ve soyut değil, 'belirli yerler' ve 'şüphe bulunan kişiler' ile sınırlıdır. b) Sınırlamanın süresi, vali tarafından 'on beş günü geçmemek üzere' belirlenmiştir. c) Bu kararlara karşı idari yargı yolu açıktır. Dolayısıyla, idari işlemin yargısal denetime tabi olması, yetkinin keyfi kullanılmasını engelleyen en önemli güvencedir. Karşı oylar ise, 'şüphe' gibi soyut bir kavrama dayalı olarak seyahat özgürlüğü gibi temel bir hakkın sınırlanmasının, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğunu ve yetkinin keyfi uygulamalara yol açabileceğini savunmuştur. Ancak çoğunluk görüşü, kamu güvenliğini sağlama amacı ile bireyin seyahat özgürlüğü arasında, yargısal denetim güvencesi altında makul bir denge kurulduğu sonucuna varmıştır.