HMK m. 30'daki usul ekonomisi ilkesi ve HMK m. 124'teki 'taraf değişikliği' kuralı birlikte nasıl yorumlanmalıdır? Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2015/11460 K:2016/1486 sayılı kararını referans alarak açıklayınız.
Bu iki kural, yargılamanın hakkaniyete uygun ve hızlı bir şekilde sonuçlanması için birbirini tamamlar niteliktedir. HMK m. 124, kural olarak taraf değişikliğini karşı tarafın açık rızasına bağlamakla birlikte, 'maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği' talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilebileceğini düzenler. Bu istisnanın temelinde HMK m. 30'daki usul ekonomisi ilkesi yatar. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2015/11460, K:2016/1486 sayılı kararında, davacı, kiraya verenin Defterdarlık Milli Emlak Müdürlüğü olmasına rağmen davayı 'Bakanlık' aleyhine açmıştır. Ancak davaya cevap veren ve davayı takip eden 'Maliye Bakanlığı (...) hazine vekili' olmuştur. İlk derece mahkemesi davayı husumet yokluğundan reddetmiştir. Yargıtay ise bu kararı bozmuştur. Yargıtay'a göre, burada hasımda değil, 'temsilcide yanılma' söz konusudur. Daha da önemlisi, Hazine vekilinin davayı takip etmesiyle bu yanılma fiilen giderilmiştir. Davayı bu aşamada husumetten reddetmek, davacıyı yeniden dava açmaya, masraf yapmaya ve zaman kaybetmeye zorlayacaktır. Bu durum, HMK m. 30'daki usul ekonomisi ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, mahkeme, HMK m. 124'teki istisnayı da gözeterek, taraf değişikliğine (veya bu olayda olduğu gibi temsilcideki yanılgının giderildiğinin kabulüne) izin vermeli ve işin esasına girerek davayı sonuçlandırmalıdır. Taraf değişikliğini mutlak olarak davalının rızasına bağlamak, yargılamayı katılaştırır ve usul ekonomisiyle bağdaşmaz.