Durukan ve Birol/Türkiye davasında AİHM, Türkiye'deki 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması' (HAGB) kurumunu Sözleşme'nin 10. maddesinin 2. fıkrasında yer alan 'kanunla öngörülme' şartını karşılamadığı gerekçesiyle sorunlu bulmuştur. AİHM'in bu sonuca ulaşırken dayandığı temel argümanlar ve referans aldığı Anayasa Mahkemesi kararı hangisidir?
AİHM, Durukan ve Birol/Türkiye kararında (§ 66-68), HAGB kurumunun (CMK m. 231) 'kanunla öngörülme' şartını karşılamadığı sonucuna varırken temel olarak Anayasa Mahkemesi'nin 5 Temmuz 2022 tarihli *Atilla Yazar ve diğerleri* (Başvuru no. 2016/1635) pilot kararındaki tespitleri benimsemiştir. AİHM'in temel argümanları şunlardır: 1. **Keyfi Müdahaleye Karşı Yetersiz Koruma:** AİHM, Anayasa Mahkemesi'nin de tespit ettiği gibi, HAGB kurumunu düzenleyen mevzuatın, kişileri kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı korumak için yeterli usuli güvenceler içermediğini belirtmiştir. Mahkemelere tanınan takdir yetkisinin kapsamı ve uygulama şekli yeterli açıklıkta tanımlanmamıştır. 2. **Etkisiz İtiraz Yolu:** *Atilla Yazar* kararında vurgulandığı üzere, HAGB kararlarına karşı mevcut olan itiraz yolu, uygulamada etkisizdir. İtiraz mercileri genellikle dosyanın esasına girmeden, sadece şekli bir inceleme yaparak ve basmakalıp gerekçelerle itirazları reddetmektedir. Bu durum, temel haklara yapılan müdahalenin gerekliliği ve orantılılığının denetlenmesini engellemektedir. 3. **Usuli Güvencelerin İhlali:** Yine *Atilla Yazar* kararında belirtildiği gibi, HAGB kararlarının verildiği yargılamalarda sanığın savunma hakları, gerekçeli karar hakkı gibi adil yargılanma güvenceleri sistematik olarak göz ardı edilmektedir. Sanığa yargılamanın başında HAGB'yi kabul edip etmediğinin sorulması, üzerinde baskı oluşturmaktadır. Bu nedenlerle AİHM, HAGB kurumunun yasal dayanağının, ifade özgürlüğü gibi temel haklara müdahalenin kapsamını ve sınırlarını öngörülebilir ve açık bir şekilde düzenlemediği, bu durumun da 'kanunla öngörülme' ilkesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.