HMK m. 30'da düzenlenen 'usul ekonomisi ilkesi'nin temel amaçları nelerdir ve Yargıtay içtihatlarına göre bu ilke, diğer usul kurallarının katı yorumlanmasını engelleyebilir mi? Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E:2015/15133, K:2017/7445 sayılı kararını referans alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #314976

HMK m. 30'a göre usul ekonomisi ilkesinin temel amaçları, yargılamanın 'makul süre içinde', 'düzenli bir biçimde' yürütülmesi ve 'gereksiz gider yapılmaması'dır. Maddenin gerekçesinde bu ilkenin, AİHS m. 6'daki adil yargılanma hakkı ile doğrudan ilgili olduğu ve geciken adaletin adaletsizlik olduğu vurgulanmıştır. Yargıtay içtihatlarına göre bu ilke, diğer usul kurallarının katı ve şekilci bir biçimde yorumlanarak hak kaybına neden olmasını engelleme işlevi görebilir. Örneğin, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin E:2015/15133, K:2017/7445 sayılı kararında, davacı, iki farklı davalıya karşı iki farklı hukuki sebebe dayanan alacak taleplerini tek bir dava dilekçesiyle ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi, davalılar arasında dava arkadaşlığı bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Yargıtay ise bu kararı bozmuştur. Yargıtay'a göre mahkeme, davayı usulden reddetmek yerine, usul ekonomisi ilkesi (HMK m. 30) gereğince talepleri davacıya açıklattırıp, davaları ayırarak (tefrik ederek) yargılamaya devam etmeliydi. Davanın tamamen reddedilmesi, davacının yeniden dava açmasını, tekrar harç ödemesini ve zaman kaybetmesini gerektireceğinden usul ekonomisine aykırıdır. Bu karar, usul ekonomisi ilkesinin, şekli kuralların hak kaybına yol açacak şekilde katı uygulanmasını önleyen bir yorum aracı olarak kullanıldığını göstermektedir.