Yargıtay, iştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle verilen mahkumiyet kararında yargılama giderlerinin 'müştereken ve müteselsilen' tahsiline karar verilmesini neden hukuka aykırı bulmaktadır? Doğru uygulama ne olmalıdır?
Yargıtay, bu tür kararları 5271 sayılı CMK'nın 326. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olduğu için bozmaktadır. CMK m. 326/2, 'İştirak halinde işlenmiş bir suç nedeniyle mahkûm edilmiş olanlara, sebebiyet verdikleri yargılama giderleri ayrı ayrı yükletilir.' hükmünü amirdir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/183 E., 2018/6350 K. sayılı ve Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2016/5086 E., 2016/7157 K. sayılı kararlarında bu ilke açıkça vurgulanmıştır. 'Müştereken ve müteselsilen' (jointly and severally) sorumluluk, borçlar hukukuna özgü bir kavram olup, alacaklının alacağın tamamını borçlulardan herhangi birinden talep etme hakkı tanıması anlamına gelir. Ceza yargılaması giderlerinde ise kanun koyucu, bu prensibi benimsememiş, bunun yerine 'bireysel sorumluluk' ilkesini getirmiştir. Doğru uygulama, her bir sanığın kişisel olarak sebep olduğu giderlerin (örneğin kendi avukatına ödenen ücret) kendisine, ortak yapılan giderlerin ise (bilirkişi ücreti, keşif masrafı gibi) sanıklar arasında payları oranında (genellikle eşit olarak) 'ayrı ayrı' veya 'sorumlu olduğu oranda ayrı ayrı' yükletilmesidir. 'Müştereken ve müteselsilen' veya 'eşit oranda' gibi ifadeler, infazda tereddüte yol açtığı ve kanunun lafzına aykırı olduğu için Yargıtay tarafından bozulmakta veya 'düzeltilerek onanmaktadır'.