Kamu görevinden çıkarılan bir kişinin, bu işleme dayanılarak silahının mülkiyetinin bedelsiz olarak kamuya geçirilmesi işlemi, Anayasa Mahkemesi'nin E.2018/137 sayılı kararına göre hangi temel hakka müdahale teşkil eder ve bu müdahale neden ölçüsüz bulunmuştur?
Bu işlem, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkına bir müdahale teşkil eder. Anayasa Mahkemesi, E.2018/137 sayılı kararında, bu müdahalenin ölçüsüz olduğuna hükmederek ilgili kuralı iptal etmiştir (§ 259-260). Mahkemenin ölçülülük denetimi şu şekilde özetlenebilir: 1) **Meşru Amaç:** Kuralın, kamu düzeni ve milli güvenliğin korunması gibi meşru bir amacı vardır. 2) **Elverişlilik:** Tedbir, bu amaca ulaşmada elverişli olabilir. 3) **Gereklilik ve Orantılılık:** Mahkeme, bu noktada kuralın ölçüsüz olduğuna karar vermiştir. Gerekçesi şudur: Yürürlükteki diğer mevzuat (Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik m. 17, 21), ruhsatı iptal edilen kişilere silahlarını altı ay içinde başkalarına devretme (satış veya hibe) imkânı tanımaktadır (§ 255-257). Ancak dava konusu kural, silahın herhangi bir suçta kullanıldığı veya suçtan elde edildiği kanıtlanmaksızın, kişiye devir imkânı veya herhangi bir tazminat yolu öngörmeden mülkiyetin doğrudan ve bedelsiz olarak kamuya geçirilmesini düzenlemektedir. AYM, mülkiyet hakkına daha az müdahale eden (devir imkânı tanıma gibi) araçlar varken, kişiye aşırı bir külfet yükleyen bu düzenlemeyi, ulaşılmak istenen amaçla orantısız ve dolayısıyla gerekli olmayan bir sınırlama olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle kural, mülkiyet hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği için Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir (§ 258-259).