Menfaat çatışması bulunan sanıklara aynı müdafiin atanması durumunda, bu durumun bir 'hukuka kesin aykırılık' hali (CMK m. 289) olarak kanunda açıkça sayılmamasına rağmen, Yargıtay tarafından neden mutlak bozma nedeni olarak kabul edildiğini hukuki argümanlarla açıklayınız.
Yargıtay, bu durumu 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak nitelendirerek, CMK m. 289'da sayılan 'savunma hakkının kısıtlanması'na yol açan diğer hallerle eşdeğer görmektedir. Temel argümanlar şunlardır: 1) Adil Yargılanma Hakkı: Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6 ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri etkin bir savunma yapabilmektir. Menfaat çatışması, savunmanın etkinliğini ortadan kaldırır. 2) Silahların Eşitliği: Ortak müdafi, çelişkili savunmalar arasında denge kurmaya çalışırken, iddia makamı (savcılık) karşısında savunma makamını zayıflatır ve silahların eşitliği ilkesini bozar. 3) Kanunun Ruhu: CMK m. 152'nin varlığı, kanun koyucunun bu durumu önlemeyi amaçladığını gösterir. Bu amaca aykırı bir uygulamanın, yargılamanın temelini sakatlayan ağır bir usul hatası olarak kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle Yargıtay, bu durumu CMK m. 289'da sayılmasa da, onunla aynı ağırlıkta bir ihlal olarak görmekte ve mutlak bozma nedeni saymaktadır.