Cesetsiz cinayet davalarında, 'yaklaşık ispat yasağı'nın (CMK 223/5) göz ardı edilmesi durumunda ortaya çıkabilecek 'telafisi çok güç veya imkansız sonuçlar' neler olabilir?
Makalede, 'yaklaşık ispat yasağı'nın göz ardı edilerek varsayıma dayalı mahkumiyetler verilmesinin yol açabileceği en ciddi sonuçlar şunlardır: 1. **Maktulün Yaşadığının Ortaya Çıkması:** Mahkumiyet kararının kesinleşmesinden ve hatta infazına başlanmasından sonra kayıp şahsın yaşadığının anlaşılması, yargılama hatasının en somut ve telafisi imkansız sonucudur. Bu, adaletsizliğin en bariz örneğidir. 2. **Doğal Yollarla Ölümün Tespiti:** Maktulün cinayetle değil, doğal sebeplerle veya bir kaza sonucu öldüğünün sonradan kanıtlanması da yanlış mahkumiyetin ve telafisi güç sonuçların doğmasına neden olur. 3. **Hukuksuzluk ve Adalet Duygusunun Zedelenmesi:** Hukuka aykırı delillerle veya yetersiz ispatla verilen mahkumiyetler, toplumun adalet sistemine olan güvenini sarsar ve hukuk devleti ilkesini zedeler. Bu durum, Anayasa 138/1 ve CMK 217'ye aykırılık teşkil eder.