Cesetsiz cinayet davalarında Yargıtay'ın 'kanıta dayalı ceza adaleti' ilkesiyle 'vicdani kanaat' arasındaki dengeyi nasıl kurduğu yorumlanmaktadır?
Makalede, Yargıtay'ın 'kanıta dayalı ceza adaleti' (maddi hakikate ulaşma) ile 'vicdani kanaat' arasındaki dengeyi kurarken zorlandığı ve zaman zaman bu dengenin 'vicdani kanaat' lehine bozulduğu eleştirisi getirilmektedir. Yazar, normalde vicdani kanaatin hukuka ve kanunlara (Anayasa 138/1, CMK 217) bağlı olması gerektiğini vurgular. Ancak 'cesetsiz cinayet' davalarında, cesedin bulunamamasının cezasızlık algısı yaratmasını engelleme ve suçla mücadele etme motivasyonuyla, somut delil yetersizliği veya şüpheye rağmen mahkumiyet kararlarının verildiği görülmektedir. Bu, hukukun katı ispat kurallarının, toplumun adalet beklentisi ve suçun önlenmesi gibi pratik kaygılar karşısında esnetildiği bir durum olarak yorumlanır. Yazar, bu durumun CMK 223/5'deki 'yaklaşık ispat yasağına' aykırı düştüğünü savunur.