Yargıtay'ın 'cesetsiz cinayet' davalarında sanığın 'tevilli ikrarı'na (örtülü ve kaçamaklı ikrar) nasıl yaklaştığına örnek verebilir misiniz?
Makalede, Yargıtay'ın tevilli ikrara yaklaşımına dair iki örnek verilmiştir: 1. **Yargıtay 4. Ceza Dairesi (16.04.2019):** Sanığın mağdura 'satır gösterme' eyleminde, 'kovuşturma aşamasında kabul ettiği soruşturma aşamasındaki beyanında mağduru korkutmak amacıyla aracında bulunan satırı çektiği, ancak vurmaya kalkışmadığı şeklindeki tevilli ikrarı' silahlı tehdit suçu için yeterli görülmüştür. Burada sanık suçu tamamen inkar etmeyip, amacını farklı bir şekilde sunarak suçu kabullenmiştir. 2. **Yargıtay 1. Ceza Dairesi (07.04.2021):** 'Sanığın kovuşturma aşamasındaki 'katılanı ittirdiğine' dair tevilli ikrarı' ve mağdurun beyanları ile doktor raporu birlikte değerlendirildiğinde, suçun sabit olduğu kabul edilmiştir. Bu örneklerde, sanık suçun tam niteliğini kabul etmese de, eylemin kendisini (ittirme, satır çekme) kabul etmiş ve bu örtülü kabul diğer delillerle desteklenmiştir. Tevilli ikrar, çoğu zaman suçun meşru savunma veya haksız tahrik gibi nedenlerle işlendiğini iddia etme şeklinde karşımıza çıkar.