Cinsel saldırı suçunda, failin eylemini gerçekleştirmesi sırasında mağdurun rızası, suçun oluşumu açısından nasıl bir önem taşır?
Cinsel saldırı suçunun en temel özelliklerinden biri, eylemin mağdurun iradesi dışında gerçekleşmesidir. TCK 102. maddesi gerekçesinde de belirtildiği gibi, cinsel dokunulmazlığın ihlali, 'mağdurun iradesi dışında' gerçekleştirilen fiillerle oluşur. TCK 26/2 maddesi uyarınca da, 'Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına dair olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.' Dolayısıyla, eğer mağdurun hukuken geçerli bir rızası varsa (cebir, tehdit, hile gibi iradeyi sakatlayan bir durum olmaksızın), cinsel saldırı suçu oluşmaz. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 03.05.2017 tarihli kararında da (2016/8681 E., 2017/2375 K.), mağdurun sanığı yakalatmak amacıyla da olsa rıza göstermesi durumunda suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.