Yargıtay kararlarında, 'gönüllü vazgeçme' (TCK 36) ile 'teşebbüs' (TCK 35) arasındaki ayrım cinsel saldırı suçlarında nasıl değerlendirilmektedir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (örn. 2020/93 E., 2021/319 K.) kararları, gönüllü vazgeçme ile teşebbüs arasındaki ayrımı netleştirir: * **Teşebbüs (TCK 35):** Fail, suçu tamamlamak amacıyla elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlamış, ancak 'elinde olmayan nedenlerle' (dışsal, iradesi dışı engeller) suçu tamamlayamamış veya sonucu gerçekleştirememiştir. Bu durumda teşebbüsten sorumlu tutulur. * **Gönüllü Vazgeçme (TCK 36):** Fail, suçu tamamlama imkanına sahip olduğu halde, 'kendi iradesiyle' (pişmanlık, cayma vb. içsel motivasyon) icra hareketlerinden vazgeçer veya kendi çabasıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önler. Bu durumda teşebbüsten cezalandırılmaz, ancak o ana kadar yapılan eylemler başka bir suç oluşturuyorsa sadece o suçtan sorumlu olur. Cinsel saldırı suçlarında bu ayrım, failin eylemini neden sonlandırdığının titizlikle incelenmesini gerektirir. Örneğin, mağdurun etkin direnmesi veya üçüncü bir kişinin müdahalesi gibi dışsal etkenlerle fiilin tamamlanamaması teşebbüs olarak kabul edilirken, failin kendiliğinden ve başka bir engel olmaksızın vazgeçmesi gönüllü vazgeçme olur.