TCK 102'de düzenlenen cinsel saldırı suçunda 'kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması' nitelikli hali (TCK 102/3-b) ne anlama gelir? Her kamu görevlisi veya hizmet ilişkisi bu nitelikli hali doğurur mu?
TCK 102/3-b'deki bu nitelikli hal, failin kamu görevi, vesayet veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuzunu (otoritesini) kötüye kullanarak mağdurun direncini azaltması veya ortadan kaldırması durumunda uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2023/417 E., 2023/673 K. sayılı kararı gibi içtihatlarda belirtildiği üzere, bu nitelikli halin uygulanabilmesi için yalnızca kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı 'kolaylıktan' yararlanılması yeterli değildir; failin bu görevin veya ilişkinin sağladığı 'nüfuzu kötüye kullanması' gerekir. Nüfuzun, mağdur üzerinde güç ve otorite oluşturması, mağdurun direncini kırması ve bu nedenle çekinerek karşı koyamaması esastır. Bu, görevin mağdur yönünden zorunlu ve icbar edici nitelik taşımasını gerektirebilir. Örneğin, bir doktorun hastası üzerindeki genel mesleki nüfuzu her zaman bu madde kapsamında nüfuzun kötüye kullanılması anlamına gelmeyebilir, eğer hasta rızası dışında bir muameleye maruz kalmamış veya failin konumu mağdurun iradesini sakatlayacak nitelikte bir baskı unsuru oluşturmamışsa.