Vergi kaçakçılığı suçunun (VUK m. 359), TCK m. 282 kapsamında bir 'öncül suç' olarak kabul edilmemesi gerektiğini savunan görüşün temel hukuki argümanları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #31386

Metinde bu görüşün temel hukuki argümanları şöyle sıralanmıştır: 1) Kazancın Kaynağının Meşruluğu: Vergi kaçakçılığında, aklama suçuna konu olabilecek değer (kazanç), meşru bir faaliyetten (ticaret, mesleki faaliyet vb.) elde edilmektedir. Fail, suç işleyerek yeni bir malvarlığı değeri elde etmemekte, sadece meşru yolla elde ettiği kazancın vergisini ödemekten kaçınmaktadır. Dolayısıyla, malvarlığının 'kaynağı' bir suç değildir. 2) 'Elde Etme' Değil, 'Elden Çıkmasını Engelleme': TCK m. 282, 'bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerleri'nden bahseder. Vergi kaçakçılığında ise suç yoluyla bir kazanç 'elde etme' değil, mevcut kazancın bir kısmının (verginin) 'elden çıkmasını engelleme' söz konusudur. Bu durumun, kanunun lafzındaki 'suçtan kaynaklanma' unsuruyla tam olarak örtüşmediği savunulur. 3) Kazanç Müsaderesi ile Uyumsuzluk: Vergi kaçakçılığı suçunda (VUK m. 359) TCK m. 55'te düzenlenen kazanç müsaderesi uygulanmaz, çünkü ortada suçun işlenmesiyle elde edilen bir kazanç yoktur. Sadece suçun konusunu oluşturan defter ve belgelere delil olarak el konulabilir. Bu durum, vergi kaçakçılığının TCK m. 282'nin mantığıyla bağdaşmadığını gösterir.