Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2017/9473 E., 2018/3650 K. sayılı kararında, çocuğun cinsel istismarı suçunda mağdurun teklifine rağmen failin eylemine devam etmesi durumunda 'gönüllü vazgeçme' (TCK m.36) hükmünün uygulanıp uygulanamayacağını ve bu durumun suç vasfını nasıl etkilediğini tartışınız. Ayrıca, ruh sağlığının bozulması nitelikli halinin yanlış uygulanması örneğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #313689

Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2017/9473 E., 2018/3650 K. sayılı kararı, çocuğun cinsel istismarı suçunda gönüllü vazgeçme ve suç vasfının tayini konularını ele almıştır. **Olay Özeti:** Sanık, mağdure E.'ye yönelik cinsel istismar eylemi sırasında mağdurenin 'abi bana dokunma, ben kızım, ... abla dul, onunla birlikte ol' şeklindeki sözlerinden sonra mağdureyle birlikte odasına gitmiş, sonra da mağdurenin yanında bulunan ...'i evden göndermiştir. **Gönüllü Vazgeçme (TCK m.36) ve Suç Vasfı:** * Karar, sanığın nitelikli cinsel istismar eylemine yönelik hareketlerini sonuna kadar götürebilme imkanı bulunduğu halde, mağdurenin '... abla dul, onunla birlikte ol' şeklindeki beyanı üzerine 'ciddi bir engel neden olmaksızın eylemine kendiliğinden son vermesi nedeniyle' hakkında TCK m.36'da yer alan gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması gerektiğine hükmetmiştir. Bu durumda, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna teşebbüsten ceza verilemeyeceği, ancak o ana kadar gerçekleşen eylemlerin TCK m.103/1'de düzenlenen 'çocuğun basit cinsel istismarı' suçunu oluşturduğu dikkate alınarak bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. * Bu yorum, gönüllü vazgeçmenin, failin dışsal bir engel olmadan kendi iradesiyle suçu tamamlamaktan vazgeçmesini gerektirdiği ilkesine dayanır. Mağdurun sözleri, failin kendi iradesiyle eylemine son vermesine yol açan bir 'sebep' olarak kabul edilmiştir. **Ruh Sağlığının Bozulması Nitelikli Halinin Yanlış Uygulanması:** * Kararda, suç tarihinde on sekiz yaşından büyük mağdure ...'ye yönelik nitelikli cinsel saldırı suçuna ilişkin olarak TCK m.102/2 uyarınca temel ceza belirlendikten sonra mağdurenin ruh sağlığının bozulması nedeniyle aynı Kanunun 102/5 maddesinin tatbiki gerekirken, yazılı şekilde TCK m.103/6 maddesinin uygulanması suretiyle 'fazla ceza tayini' yapıldığı belirtilmiştir. Bu durum, suçun yetişkin mağdura karşı işlenmesine rağmen, çocukların cinsel istismarı sonucu ruh sağlığının bozulmasına ilişkin maddenin yanlışlıkla uygulanması anlamına gelir. **Sonuç:** Bu karar, cinsel istismar suçlarında gönüllü vazgeçme kavramının nasıl yorumlanabileceğine dair bir örnek sunarken, kanun maddelerinin doğru suç tipleri ve yaş gruplarına göre uygulanmasının ceza adaletindeki önemini vurgulamıştır. Özellikle, ruh sağlığının bozulması gibi netice sebebiyle ağırlaşan hallerin, mağdurun yaşına uygun kanun maddesi üzerinden uygulanması gerektiği açıktır.