Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2018/4943 E., 2018/5395 K. sayılı kararında, 'sarkıntılık' suretiyle cinsel saldırı suçunun vasıflandırılmasında hangi kriterlere dikkat edilmiştir? Bu kararın, ani ve kesintili eylemlerin bu suçun temelini oluşturduğu yönündeki Yargıtay'ın genel eğilimini nasıl teyit ettiğini açıklayınız.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2018/4943 E., 2018/5395 K. sayılı kararı, 'sarkıntılık' suretiyle cinsel saldırı suçunun vasıflandırılmasında önemli kriterlere dikkat çekmektedir. Olayda sanık, katılanın apartmana girdiği sırada elini katılanın kıyafetinin içine sokarak vücut dokunulmazlığını ihlal etmiştir. **Suç Vasfının Belirlenmesi ve Kriterler:** Karar, 'eylemin ani ve kesintili şekilde gerçekleşip, süreklilik arz etmemesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı'nı gözeterek, ilk derece mahkemesinin 5237 sayılı TCK'nın 102/1-c.1. maddesine (basit cinsel saldırı) göre cezalandırması yerine, TCK'nın 102/1-c.2. maddesiyle (sarkıntılık) uygulama yapılması gerektiğine karar vermiştir. Bu durum, suç vasfının tayininde yanılgı olarak değerlendirilmiş ve hüküm bozulmuştur. Bu karar, 'sarkıntılık' suçunun temelini oluşturan şu kriterleri teyit etmektedir: 1. **Ani Olma:** Eylemin ansızın, birdenbire gerçekleşmesi. 2. **Kesintili Olma:** Eylemin kısa süreli olması ve fail tarafından kendiliğinden veya dışsal bir etkenle sonlandırılması. Devamlılık arz etmemesi. 3. **Daha Düşük Yoğunluk:** Eylemin, basit cinsel saldırı boyutuna ulaşmayan, daha az yoğunlukta olması. **Yargıtay'ın Genel Eğilimini Teyidi:** Bu karar, Yargıtay'ın 'sarkıntılık' kavramını tanımlarken kullandığı 'ani, kesintili ve süreklilik arz etmeyen hareketler' (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/47 E., 2020/244 K.) genel eğilimini teyit etmektedir. Failin elini mağdurun kıyafetinin içine sokması gibi fiziksel teması içeren bir eylem, eğer kısa süreli ve ani ise, basit cinsel saldırıdan ziyade sarkıntılık olarak vasıflandırılır. Basit cinsel saldırı ise daha uzun süreli, ısrarlı veya vücudun farklı yerlerine yönelik dokunmaları içeren eylemleri kapsar. Bu ayrım, ceza tayininde önemli farklılıklar yaratır ve failin kastının ve eyleminin dış dünyaya yansıyan objektif niteliklerinin doğru değerlendirilmesini gerektirir.