Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/8697 E., 2017/4204 K. sayılı kararında, cinsel saldırı suçunda 'kastın organ sokma'ya yönelik olması durumunda, eylemin tamamlanamaması halinde suç vasfının nasıl belirlendiğini tartışınız. Bu kararın, 'gönüllü vazgeçme' ve 'teşebbüs' kavramlarıyla ilişkisini analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #313677

Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/8697 E., 2017/4204 K. sayılı kararı, cinsel saldırı suçunda failin kastının nitelikli hale (organ sokma) yönelik olduğu ancak eylemin tamamlanamadığı durumdaki suç vasfını ele almıştır. Olayda sanık, eve girip uyuyan mağdurenin kıyafetlerini zorla çıkarmış, mağdure direndiğinde 'bir defa yapıp gideceğini' söylemiş, mağdure bağırmaya devam edince korkarak eylemine devam edememiştir. **Kastın Organ Sokmaya Yönelik Olması ve Suç Vasfı:** Karar, 'sanığın kastının organ sokma olduğunu gerek sözlü gerekse eylemsel olarak gösterdiği'ni kabul etmiştir. Ancak, 'mağdurenin direnmesi ve bağırması sebebiyle eylemini tamamlayamadığı' belirtilmiştir. Bu durumda Yargıtay, eylemin TCK m.102/2 (nitelikli cinsel saldırı) ve TCK m.35 (teşebbüs) hükümleri kapsamında 'nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüs' olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin suç vasfının tayininde hataya düşerek farklı bir hüküm kurması bozma nedeni sayılmıştır. **'Gönüllü Vazgeçme' ve 'Teşebbüs' Kavramlarıyla İlişkisi:** * **Teşebbüs (TCK m.35):** Bu olayda, sanığın eylemini tamamlayamaması, kendi iradi kararı (gönüllü vazgeçme) ile değil, mağdurenin direnişi ve bağırması gibi 'elinde olmayan nedenlerle' gerçekleşmiştir. Fail, işlemeyi kastettiği suça (organ sokma) yönelik doğrudan icra hareketlerine başlamış ancak dışsal bir engel nedeniyle tamamlayamamıştır. Bu durum, teşebbüsün klasik tanımına uymaktadır. * **Gönüllü Vazgeçme (TCK m.36):** Gönüllü vazgeçme, failin suçu tamamlayabilme imkânı varken isteyerek vazgeçmesidir. Olayda sanığın 'korkarak eylemine devam edememesi', bu durumun gönüllü bir vazgeçme olmadığını, aksine mağdurenin direnişinin yarattığı dışsal bir engel olduğunu gösterir. Bu nedenle, TCK m.36'daki gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanamaz. **Sonuç:** Bu karar, cinsel saldırı suçlarında failin kastının ve eylemlerinin yoğunluğunun, suçun vasfının belirlenmesinde ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Failin organ sokma kastıyla hareket etmesi ve bu yönde icra hareketlerine başlaması ancak mağdurun direnci gibi elde olmayan nedenlerle fiilin tamamlanamaması durumunda, suçun 'nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs' olarak kabul edilmesi gerektiği Yargıtay tarafından teyit edilmiştir. Bu, failin niyetinin ve fiili başlangıcın, suçun hukuki nitelendirmesindeki belirleyici rolünü göstermektedir.