Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.07.2023 tarihli, 2022/1-535 E. ve 2023/312 K. sayılı kararına konu olan 'cesetsiz bebek cinayeti' olayında, çoğunluk ve karşı oy görüşleri arasındaki temel farklılıklar nelerdir? Bu farklılıklar, delillerin değerlendirilmesi ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin uygulanması açısından ne gibi sonuçlar doğurmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #313664

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.07.2023 tarihli, 2022/1-535 E. ve 2023/312 K. sayılı kararı, cesetsiz bebek cinayeti olayında çoğunluk ve karşı oy görüşleri arasındaki derin hukuki ayrımı ortaya koymaktadır. Karar, 13'e 12 gibi dar bir oyçokluğuyla verilmiştir. **Olay Özeti:** Anne A.D.'nin doğum yaptığı bebeğin kısa süre sonra öldüğü iddia edilmiş, bebeğin cesedi tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. Anne A.D. başlangıçta bebeği kendisinin öldürüp çöp konteynerine attığını ikrar etmiş, ancak sonradan bu ikrarından dönerek diğer sanıkları (Selami ve Hasan) suçlamıştır. Sanık Selami, bebeği öldürmediğini ancak gömülmesine yardım ettiğini, sanık Hasan ise tüm suçlamaları reddettiğini beyan etmiştir. Dosyada HTS kayıtları gibi yan deliller de bulunmaktadır. **Çoğunluk Görüşü:** * Bebeğin öldüğünü ve öldürüldüğünü kabul etmiştir. Özellikle anne A.D.'nin başlangıçtaki kendi aleyhine olan ikrarını ve diğer sanıkların kısmi kabul veya çelişkili beyanlarını dikkate almıştır. * Cesedin bulunamamasına rağmen, olayın oluş şekli, beyanların tutarlılığı (belli aşamalarda), ve bebeğin uzun süre haber alınamaması gibi unsurlarla suça ilişkin şüphenin giderildiği kanaatine varmıştır. * Hükümlülerden Hasan ve Selami'nin nitelikli kasten öldürme suçundan mahkumiyetlerini onamıştır. Bu kararın ardında, 'cesedin kaybedilmesi suretiyle cezasızlık algısının topluma yerleşmesinin ve suç işleme eğiliminde olanların cesaretlendirilmemesi' gibi bir saik olduğu düşünülmektedir (Sen, Cesetsiz Cinayet). **Karşı Oy Görüşü (Başkan ve diğer 11 üye):** * **Delil Yetersizliği ve Çelişkili Beyanlar:** Temel itiraz, bebeğin ölüm nedeninin kesin olarak tespit edilememesi, ölüm tarihinin ve suça konu fiilin kim veya kimler tarafından ne şekilde gerçekleştirildiği yönünde kesin bir tespitin yapılamamasıdır. Özellikle A.D.'nin beyanlarının tüm aşamalarda çelişkili olduğunu, kendisini cezadan kurtarmaya yönelik olduğunu ve diğer sanıkların suçlamayı kabul etmediğini vurgulamıştır. * **'Şüpheden Sanık Yararlanır' İlkesi:** Tam olarak aydınlatılmamış olay ve iddialardan hareketle şüphenin sanık aleyhine yorumlanıp mahkumiyet hükmü kurulamayacağını, bunun 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' ve 'adil yargılanma' ilkelerine aykırı olduğunu belirtmiştir. (Anayasa m.138/1 ve CMK m.217, 223/2-e, 223/5). * **Hukuki Nitelendirme Hatası:** Karşı oy, sanıklardan Selami'nin beyanının samimi olsa bile öldürmeye değil, sadece suç delillerinin gizlenmesine yönelik olduğunu (TCK m.281) belirtmiş, nitelikli insan öldürme suçundan mahkumiyetin hatalı olduğunu savunmuştur. Ceset bulunmadan, sırf anlatımlara dayalı mahkumiyetin hukuki olmadığı, özellikle diğer sanıklar için bu kararın hatalı olduğu kanaatindedir. **Sonuç:** Bu karar, Yargıtay'ın 'cesetsiz cinayet' dosyalarında delil değerlendirmesi, ispat yükü ve temel ceza hukuku ilkelerinin uygulanması konusunda yaşadığı zorlukları ve farklı yaklaşımları gözler önüne sermektedir. Çoğunluk, adaletin tecellisi ve toplumsal algıyı gözeterek daha pragmatik bir yaklaşım sergilerken, karşı oy hukuki kesinlik, delillerin sağlamlığı ve sanık lehine şüphe ilkesinin mutlak uygulanması gerektiğini savunmuştur.